KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/1280 E., 2009/9845 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... gelmiş, davalılar tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 10.7.2001 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile davalılardan harap vaziyette kiraladığı binayı ihya ederek kullanılabilir hale getirdiğini, kira aktinin uzun süreli olup yenileneceği inancı ile bütün masrafı kendilerinin karşıladığını, davalıların Ulaştırma Bakanlığı ile anlaşma yapıp gayrımenkul ve gayrımenkule ait tefriş bedellerini alarak binayı devrettiklerini, kira süresinin bitimine 2 yıl kala mecuru tahliye etmek zorunda kaldıklarını , mahkemece yaptırılan tespitte binaya yaptıkları masrafın 49 631 925 000 TL olduğunun tespit edildiğini, davalıların tefrişat bedeli olarak 85.000,00 YTL aldıklarını ileri sürerek fazlasını saklı tutarak 49 631 925 000 TL nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, Ulaştırma Bakanlığının Marmaray Projesi nedeniyle dava konusu yeri istimlak ettiğini, uzlaşmanın söz konusu olmadığını, 85.000,00 YTL artı değer almadıklarını, Bayındırlık Bakanlığı birim fiatı üzerinden değerlendirmenin yapıldığını, ayrıca kira sözleşmesinin 5. ve 12. Maddesi gereği kiracının yaptığı tezyinat bedellerinin kiracıya ait olup mal sahibinden istenmesinin mümkün olmadığın savunarak davanın reddini dilemiştir.
2009/1280-9845
Mahkemece, mecurun istimlak yolu ile hazineye geçtiğine ve tescilin zorunlu olduğuna, sözleşmenin 12.maddesi uyarınca tezyinat bedellerini davacının karşılaması gerektiğine dayanılarak davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 10.7.2001 tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile iki katlı işyerini otomobil servis binası olarak kullanmak üzere davalılardan kiraladığı, Ulaştırma Bakanlığınca davalılar aleyhine açılan Kamulaştırma ve Tescil davasında toplam bina değerinin 85 959 908 400 TL, arsa değerinin 1.680 000 000 000 TL olarak tespit edildiği , kararın 1.2.2006 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın 11.10.2004 tarihinde tahliye edildiği görülmüştür.
Davacı 49 631 925 000 TL masraf yaparak taşınmazın değerini arttırdığını ileri sürerek bunun tazmini için eldeki davayı açmıştır. Davalılar, yapılan bu masrafların sözleşmenin genel hükümleri 12.maddesinde düzenlenen tezyinat masrafları içinde olup kendisinden bir bedel istenmeksizin kiralayana terk edilmesi gerektiğini savunmuş, mahkemece yapılan iyileştirme ve masrafların tezyinat bedeli içinde kaldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de,
davacının yaptırdığı tesbit sonucu aldırılan raporda davacının iki katlı binada bir kısım tadilat ve tamirat ile taşınmazın genel durumunu iyileştirici ,değerini artıran faydalı ve zorunlu masraflar yaptığı anlaşılmaktadır.Buna göre davacının taşınmaza yaptığı masraflar konusunda mahallinde keşif yapılarak aldırılacak bilirkişi raporu ile tezyinat masrafı olarak kabul edilemeyecek,taşınmazın değerini artıran faydalı ve zorunlu masraflar tesbit edilerek bunların Kamulaştırma davasında belirlenen bina istimlak bedeline yansıma miktarının bulunması gerekir.
O halde mahkemece, kamulaştırma bedelinin esas alındığı tarih itibariyle taşınmazın davacı tarafından yapıldığı kabul edilen faydalı giderlerle birlikte gerçek değeri ile faydalı giderler dikkate alınmaksızın taşınmazın çıplak gerçek değeri belirlenmeli, bu şekilde elde edilecek değerler arasında bir fark meydana geldiğinde, bunlar birbirine oranlanmalı, bu oran hükmedilen istimlak bedeline uygulanarak davacının faydalı giderler için yaptığı masrafın kamulaştırma bedeline yansıma miktarı bulunmalı, bulunacak bu miktardan davacının payına düşecek kısma hükmedilmelidir.
Eğer faydalı giderlerin yapılmış olması hali ile yapılmamış olması halinde belirlenen değerler arasında bir fark olmadığının anlaşılması durumunda, faydalı giderlerin satış değerine etkisinin olmadığı, dolayısıyla davalıların sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmelidir.Mahkemece, bu yöntem izlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2009/1280-9845
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/1280, K. 2009/9845, 13 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama