İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /13. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 13. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2009/13412 K.2010/4484

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Esas2009/13412Karar2010/4484Tarih6 Nisan 2010Okuma6 dk · 1.220 kelime

KÜNYE

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/13412 E., 2010/4484 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
6 Nisan 2010
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.220 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, dava dışı ... ... ile davalı banka arasında kredi kartı sözleşmesi imzalandığını, kendisinin de sözleşmede garantör olarak geçtiğini, ancak imza kısmının boş bırakıldığını, sadece kredi başvuru formunda adı ve imzasının bulunduğunu, kredi kartı hamilinin kartın kullanımı sonucu oluşan borcunu ödemediğini, davalının kendisine ve asıl borçluya karşı takip başlattığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacının sözleşmeyi garantör sıfatıyla imzaladığını, ödenmeyen kredi kartı borcundan sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davacının sözleşmeyi garantör sıfatıyla imzalaması nedeniyle borçtan sorumlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, davalı ile dava dışı asıl borçlu ... ... arasında imzalanan, davacının da “garantör” başlığı altında imzasının bulunduğu, “Kredili Bankomat 724-Kart Sözleşmesi” nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği belirlenmeli, bunun bir kefalet sözleşmesi mi, yoksa bir ... sözleşmesi mi olduğu irdelenmelidir.

Bu amaçla, öncelikle, her iki sözleşmenin nitelikleri ve aralarındaki temel farklar üzerinde durulmalıdır.

Hukuk Genel Kurulunun 4.7. 2001 tarih ve 2001/19-534 E. 2001/583 K. sayılı kararında açıklandığı üzere; kefalet ve ... sözleşmelerinin temel amaçları, esas itibariyle asıl borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilerce, alacaklıya şahsi teminat (güvence) verilmesidir. İki sözleşme de, temel amaçları itibari ile aynı hedefe yönelmekle birlikte, gerek doktrinde, gerekse 11.6.1969 gün ve 1969/4-6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararındaki belirlemelere göre, Borçlar Kanununun 484. maddesi

2009/13412-2010/4484

hükmü uyarınca, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için, yazılı şekle tabi olması ve ayrıca bu sözleşmede kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın gösterilmesi gerektiği halde, Borçlar Kanununun 110.maddesindeki "Başkasının Fiilini Taahhüt" başlığı altında düzenlenmiş olan ... sözleşmesi ise, herhangi

bir şekle tabi tutulmadığı gibi, verilen garantinin belli bir limite bağlanmış olması da öngörülmemiştir. Öte yandan, kefalette, Borçlar Kanununun 497. maddesi hükmü uyarınca kefil, borçluya ait def’ileri alacaklıya karşı ileri sürebilme hakkına sahipken, ... sözleşmesinde teminat veren kişiye bu hak tanınmış değildir.

Bunların dışında kefil, kefaletten ... borcunu ödedikten sonra Borçlar Kanununun 496. maddesi hükmü uyarınca asıl borçluya yasadan ötürü dönme (rücu) hakkına sahip olduğu halde, ... sözleşmesinde teminat verene bu hak tanınmış değildir.

Nihayet, Borçlar Kanununun 492. maddesi gereğince kefalette, kefilin sorumluluğu, asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına bağlı iken, bir tür üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğini taşıyan ... sözleşmesi ise bağımsızlık ilkesi gereğince bu koşullara tabi tutulmamıştır.

Görüldüğü üzere, ... verenin sorumluluğu, kefalet verenin sorumluluğundan çok daha ağır koşullara tabi tutulmuştur. Bu nedenle sözleşmenin niteliğinin tespit ve yorumunda teminat veren kimsenin iradesi de bu yönden titizlikle değerlendirilmelidir. İşte bu nedenle doktrinde ve uygulamada (11.6.1969 gün ve 1969/4-6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) her iki sözleşmenin birbirinden ayırt edilebilmesi için çeşitli kıstaslar öngörülmüştür.

Bunlardan ilki, “asli-fer’i yükümlülük kriteridir.” Buna göre, ... veren bağımsız bir borç altına girmekte olup, bu yükümlülüğün bir başka borç ile ilgisi yoktur. Kefalette ise asıl olan, bir başka borcun (temel ilişki) mevcut olmasıdır ve verilen teminat ile o borcun ödenmesi sağlanmaktadır.

Ana kıstaslardan ikincisi, “yükümlülüğün kapsam ve niteliğine göre belirlenmesi kriteridir.” Buna göre, asıl borçlu gibi yükümlülük altına girme amacını taşıyan sözleşme kefalet, asıl borçlunun borcunu aşabilecek, bir başka deyimle, lehine taahhüt altına girilen alacaklının hiçbir şekilde zarara uğramayacağını temine yönelik sözleşme ise, ... sözleşmesi olarak nitelendirilmelidir.

Ana kıstaslardan bir diğeri ise, “menfaat kıstası” olup, buna göre kefalet ilişkisinde kefalet verenin bu ilişkide bir yararlanma amacı olmadığı halde, ... sözleşmesinde ise ilke olarak, teminat verenin bu ilişkiden bir yararı söz konusudur..

Ana kıstaslardan sonuncusu ise, “kişiye yönelik teminat verme kıstası” olup, buna göre teminatın bir kişi gözönüne tutularak verilmesi kefalete işarettir. Böyle değil de objektif olarak belli bir sonucun gerçekleşmesi amacına yönelik olarak verilmesi halinde ise, ... sözleşmesinin amaçlandığı kabul edilmelidir.

Bu şekilde, her iki sözleşme arasındaki farklar ve bunları ayırt edici kıstaslar belirlendikten sonra, dava konusu sözleşmenin niteliğinin tespitine gelince;

2009/13412-2010/4484

Uyuşmazlığın kaynağını teşkil eden sözleşme, Kredili Bankomat" 724-Kart Sözleşmesi" başlığını taşımakta olup, bununla kredi kartı hamili olan müşteriye belli limitler çerçevesinde kredi açılarak, bu kredinin ATM ve POS cihazları aracılığı ile müşterisine kullandırma amacı güdülmektedir. Sözleşmenin, "...

Şerhi" başlığı altındaki bölümünde, asıl sözleşmeye yollama yapılarak "Bu sözleşmede yer alan hükümlere göre, Bankomat 724 kart hamili ve ortak kart hamillerinin yükümlülüklerini, doğmuş ve doğacak tüm borçlarını ... ettiğinden, bu kredi sözleşmesinde belirtilen limitlerin, bankaca tek taraflı olarak veya hamilinin talebi üzerine tespiti ve artırılması veya kart türünün değiştirilmesi ve kartın yenilenmesi, Bankomat 724 kartın kaybedilmesi, çalınması,

şifrenin deşifre edilmesi hallerinde doğacak borçlar da dahil olmak üzere, Bankaca ödenmesi istenecek meblağları herhangi bir limite bağlı olmaksızın, protesto çekmeye, hüküm elde etmeye ve kart hamilinin rızasını almaya gerek olmaksızın ve bu borçlular ile bankanız arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve kanuni neticelerini dikkate almaksızın, bankanızın ilk yazılı talebi ve talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçecek günlere ait bankanın uyguladığı akdi kredi faizinin % ...artırılması suretiyle hesaplanacak faizi, komisyon, Banka ve sigorta muameleleri vergisi,

kaynak kullanım destekleme fonu ve diğer her türlü masrafları birlikte ödemeyi gayri kabili rücu olarak ....kabul ve taahhüt ederim." denilerek, ... veren sıfatı ile bu kartın kullanılmasından doğacak tüm borçların ödenmesinin taahhüt edildiği, davalı tarafından da, 5.6.2001 tarihli sözleşme ve "... Şerhi" altındaki imzasının da kabul edildiği görülmektedir.

Ana kıstasların dava konusu sözleşmeye uygulanması gerekirse; yukarıda da değinildiği üzere,

davalının ... beyanı ile kredi sözleşmesine yollama yapılarak bu sözleşmeden ... ve doğacak borçlar için davalıdan teminat alınmış olmakla, ... beyanının asli unsur olmadığı, feri nitelikte ve kefalet amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Keza, bu beyanın genel anlamından, teminat verenin bağımsız bir borcu değil, kredi kartı müşterisi asıl borçlunun sorumluluğunu yüklenmiş olması nedeniyle de ikinci ana kıstas bakımından da bir ... sözleşmesinin varlığından söz edilemez.

Diğer bir ana kıstas olan, teminat veren kimsenin bu sözleşmeyi yapmakta ayrı bir menfaati olduğu belirlenemediği gibi, bu husus davacı bankaca da iddia ve ispat edilmiş de değildir. Nihayet, verilen teminat, kredi sözleşmesinin müşterisi ve asıl borçlusunun borçlarını karşılamaya yönelik olduğundan, kişiye yönelik teminat verme amacı da gerek sözleşme, gerekse ... beyanından açıkça anlaşılmakta olup, bağımsız ve objektif bir amaca yönelik bir teminat verilmiş değildir.

O halde, tüm ana kıstasların değerlendirilmesi sonucunda, davalının ... beyanı adı altındaki beyanlarının, bir ... sözleşmesi amacı ile değil, kefalet amacı ile verildiğinin kabulü gereklidir. Nitekim bu sonuç, sözleşmelerin yorumunda, tarafların gerçek iradelerinin esas alınması gerektiğine ilişkin Borçlar 2009/13412-2010/4484

Kanununun 18. maddesine da uygundur. Bunun gibi bazı durumlarda da, bunun aksine, sözleşmede kefalet sözcüğü kullanılmasına rağmen, ilişkinin aslında bir ... sözleşmesi niteliğinde olduğu ve bu şekilde kabul edildiği de görülmektedir.

(11.6.1969 gün ve 4/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, banka teminat mektuplarında kullanılan kefalet sözcüğü vurgulamasına rağmen, bu ilişkinin bir kefalet değil, ... sözleşmesi niteliğinde olduğu belirtilmiştir.) Somut olaya dönüldüğünde, hiçbir menfaati olmayan, ticari bir gaye gütmeyen, sadece dostane ilişkiler nedeniyle, tüketime yönelik banka kredi kartı kullanılmasına imkan tanımak için verilen bir teminatın, amacına aykırı olarak, ... sözleşmesi şeklinde yorumlanması, yasanın yukarıda anılan hükmüne aykırılık teşkil eder.

Sonuç olarak, tüm bu nedenlerle davalının söz konusu sözleşmeyi garantör değil kefil olarak imzaladığının kabulü zorunlu olup, mahkemece uyuşmazlığın, Borçlar Kanununun kefalete ilişkin hükümleri değerlendirilmek suretiyle çözümlenmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, davalının garantör olarak sorumlu olduğu kabul edilip, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 6.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/13412, K. 2010/4484, 6 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
13. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/13412
Karar No
2010/4484
Tarih
6 Nisan 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/13414 K.2010/5295
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2009/13415 K.2010/3892
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/13415 K.2010/5298
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2009/13417 K.2010/3893
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2009/13418 K.2010/4329
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/13420 K.2010/4975

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.