KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/1349 E., 2009/6809 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
312 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının dava dışı ... ’dan 10.10.2003 tarihinde almış olduğu kamera borcuna kefil olduğunu, yapılan takip sonunda borcu ödemek zorunda kaldığını, ödediği miktarın rücuen tahsili için davalı aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 10.10.2003 tanzim tarihli satış sözleşmesinin tüketiciler kısmında davalı ve davacının isim ve imzalarının bulunduğu, davacının kefil olduğuna dair herhangi bir ibarenin yer almadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bentin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının kefil sıfatıyla yaptığı ödemenin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Her ne kadar davacı, kefil olduğunu iddia etmiş ise de HUMK’nun 76. maddesi gereğince maddi vakıaları açıklamak taraflara, hukuki tavsifi yapmak hakime aittir. 10.10.2003 tanzim tarihli protokole göre davacı ve davalı birlikte borçlanmışlardır. Davacı, kefil sıfatı ile ödeme yaptığını ispat edememiştir. Davalı, aleyhine yapılan icra takibine vaki borca itiraz dilekçesinde kamerayı davacı ile birlikte aldıklarını kabul ettiği gibi, dava dosyasına ibraz edilen 10.10.2003 tarihli 2009/1349-6809
satış sözleşmesinden de davacı ve davalının kamerayı birlikte aldıkları ve birlikte borçlandıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda, BK’nun 146. maddesi gereğince müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden müsavi olarak sorumludur. O halde, davacının yaptığı ödemenin 1/2 sini davalıya rücu hakkı olduğu gözetilmeksizin davanın tümüyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/1349, K. 2009/6809, 18 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama