KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/14009 E., 2010/4893 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne, birleşendavanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde bir kısım davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalılar tarafından yapılan inşaattan daire satın aldıklarını, daireleri teslim aldıktan sonra noksanlıklar olduğunu fark ettiklerini ileri sürerek dairelerde ve ortak alandaki noksanlıklar için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL Birleşen ek dava ile de 10.660,00 TL istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacılar ... ve ... davasının reddine, Davalı ...'a karşı açılan davanın reddine, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, bir kısım davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-09.07.2007 günlü ilam temyiz eden davacı ... 10.3.2008 tarihinde tebliğ edilmiş ve temyiz dilekçesi 3.4.2008 tarihinde verilmiştir.
3156 sayılı Yasanın 20.madesiyle değiştirilen HUMK.nun 432/1 maddesi uyarınca yasanın yürürlüğe girdiği 6.4.1985 tarihinden itibaren verilen kararlarda temyiz süresi 15.gündür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 gün ve esas 1989/3. karar 1990/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Diğer davacıların temyiz itirazlarının incelenmesinde; 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve 2009/14009-2010/84893
elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan yasanın 3/d maddesinde, “hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacılar, davalıların müteahit sıfatıyla yaptığı inşaattan satın aldıkları dairelerde ve ortak alanlarda eksiklikler olduğundan bahisle tazminat istemi ile eldeki davayı açmıştır.Öyle olunca taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı ve eldeki davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemenin görev hususu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen nazara alınması gerekir.
Bu açıklamalar ışında Mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde esasa girilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre temyiz eden davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/14009, K. 2010/4893, 12 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama