KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/14869 E., 2010/5441 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
294 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı ...’un davalı şirketten yaptığı alışveriş nedeniyle düzenlenen sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, sözleşmedeki muacceliyet şartı ve cezai şartın geçersiz olduğunu,davalının bu sözleşmeye dayanarak kendisi aleyhine icra takibi yaptığını ileri sürerek, sözleşmenin iptali ile muaccel olmayan kısımdan borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının icra takibi nedeniyle 2.430,01TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm,davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece davanın kabulü ile, davacının icra takibi nedeniyle 2.430,01TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş,davacı kendisini vekille temsil ettirdiği halde vekalet ücreti hususunda olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Öyle olunca kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına,kabulüne karar verilen 2.430,01 TL üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret 2009/14869-2010/5441
Tarifesine göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece vekalet ücreti hususunda olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/14869, K. 2010/5441, 21 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama