KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/15185 E., 2010/5016 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
590 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki vekalet ücreti alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 04.03.2005 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi gereğince davalının ... 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/102 Esas sayılı dosyasında vekilliğini üstlendiğini, davalının 19.09.2005 tarihli azilname ile haksız olarak kendisini vekillikten azlettiğini, sözleşme gereğince ödemesi gereken 50.000 USD vekalet ücretini sözleşme tarihinden itibaren Merkez Bankasının dolara uyguladığı en yüksek reeskont faiziyle davalıdan tahsilini, ayrıca haksız azil sebebiyle 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, avukatlık asgari ücret tarifesinde öngörülen miktardan çok daha fazla bir miktara ilişkin sözleşmenin imzalanması nedeniyle BK 21. maddesi gereğince gabin’in şartlarının oluştuğunu, sözleşmenin geçersiz olduğunu ve azlin haklı sebeblere dayandığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile,davacının peşin ödediği 4.400 USD vekalet ücretinin mahsubundan sonra bakiye 45.600 USD‘nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Borçlar hukukumuzun ana ilkelerinden biri sözleşme serbestisi olup Taraflar akdin konusunu kanunun getirdiği sınır dairesinde serbestçe tayin edebilirler (BK....19). Ancak sözleşme yapma özgürlüğü de maddi ve hukuki yönden bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur (BK....19-20). Gabinde sözleşme yapma özgürlüğüne getirilen bir sınır olup, kanun koyucu BK.nun 21. maddesinde öngörülen şartların oluşması halinde sözleşmede karşılıklı edimlerin kapsamının serbestçe tayin edilmesini sınırlamıştır. Gabin, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birisinin diğer tarafın müzayaka halinden (zor durumda, sıkıntı ve darlık içinde kalmasından), tecrübesizliğinden veya
2009/15185-2010/5016
hiffetinden (düşüncesizlik ve uçarılık) yararlanmak suretiyle aşırı bir menfaat elde etmesi, edimler arası bir dengesizlik yaratması demektir. Görüldüğü üzere gabin'in biri objektif diğeri de subjektif olmak üzere iki koşulu bulunmaktadır.
Bir sözleşmenin edimleri arasındaki aşırı oransızlık objektif unsuru oluşturmaktadır.Aşırı oransızlığın karşı tarafın özel durumundan yani müzayaka veya hiffeti ya da tecrübesizliğinden bilerek yararlanması sonucu doğması gerekir ki bu da subjektif unsuru oluşturmaktadır.
BK.'nun 21.maddesinde düzenlenen ...'in varlığının kabulü için edimler arasında açık oransızlık bulunması ve bu açık oransızlığın, zarara uğrayan tarafın müzayaka halinde bulunmasından veya tecrübesizliğinden veya işi hafife almasından (düşüncesizliğinden) karşı tarafın bilerek yararlanması ( yani durumu istismar etmesi) sonucu meydana gelmesi gerekir. ( Prof. Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümleri İst. 1998 Sh. 100-108).
Somut uyuşmazlıkta;davalının hissedar olduğu taşınmaza ilişkin,davalının da içinde bulunduğu mirasçılar aleyhine açılan izaleyi şuyu davasının yargılamasında kendisini temsil etmek üzere davacı ile avukatlık ücret sözleşmesi imzalanmıştır.Davacının vekil olarak davalıyı temsil ettiği izaleyi şuyu davasının yargılaması kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinde taşınmazın keşif tarihi olan 05.08.2005 tarihi itibariyle davacının hissesine isabet eden değerinin 112.500 TL olduğu tespit edilmiştir.
Aynı tarihte sözleşme ile kararlaştırılan 50.000 USD ise 67.400 TL.na tekabül etmektedir. Tüm bu yönler yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde dava değeri ile sözleşmede kararlaştırılan ücret miktarı arasında aşırı oransızlık bulunduğu açıkça görülecektir.
Diğer taraftan;davalının hukuki işlemlere dair konularda bilgisizliği,tecrübesizliği ve düşüncesizliğinden kaynaklanarak sözleşmedeki orantısız ücretin belirlendiği anlaşılmaktadır.Bu durumda, sözleşmeye konu vekalet ücretinin belirlenmesine ilişkin işlemde gabinin objektif ve subjektif unsurlarının bulunduğu kabul edilerek sözleşmenin ücrete ilişkin bölümünün geçersiz olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece, davacının hizmet vermeye başladığı tarihdeki avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ücret isteyebileceği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/15185, K. 2010/5016, 13 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama