KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/2121 E., 2009/8621 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan satın aldığı dairenin teslim edilmemesi üzerine peşinat olarak ödediği paranın yerine davalı ... tarafından şirket adına temsilen, kendi adına asaleten, 23.500-ABD bedelli bononun imzalanarak kendisine verildiğini, davalıların borcunu ödemediğini, tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, takibe konu bononun davacıdan satın alınan Mercedes marka araç karşılığında verildiğini, araç alım satımından vazgeçildiği halde senedin davacıda unutulduğunu, davacıya daire satmadıklarını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılardan bir daire satın aldığını, sözleşmeden vazgeçilmesi üzerine peşinat olarak ödediği para yerine davalıların takibe konu bonoyu verdiklerini, ancak bedelinin ödenmediğini, başlatılan takibe de itiraz edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Davalılar, davacı ile aralarında daire alım satımı konusunda bir sözleşme bulunmadığını, davacıdan satın alınan Mercedes marka araç karşılığında bononun verildiğini, satımdan vazgeçilince bononun davacıda unutulduğunu savunmuşlardır. Davacının dayandığı 03.01.2003 tanzim tarihli bononun davalılar tarafından düzenlendiği, altındaki imzanın davalı ...’a ait olduğu ve bu hususta bir itirazının bulunmadığı sabittir.
Takibe konu bono, zamanaşımına uğramış olmakla yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunmaktadır. Bu nitelikteki bir senede dayanan davacı, alacağını ispatlamak durumundadır. Bir başka deyişle alacağın varlığını ve miktarını ispat yükü davacıdadır.
Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek davacı tanıkları dinlenmiş, tanık ...’ın davacının eşi olduğu ve dairenin bedeli konusunda çelişkili beyanda bulunduğu, diğer tanık ...’nın ise taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi bilmediği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki, davacı tanığı ..., taraflar arasındaki hukuki ilişkinin daire alım satımından kaynaklandığını beyan ederek davacının iddiasını doğrulamıştır.
Adı geçen tanığın, daire bedelinin 20.000-Dolar olduğunu söylemesi ve davacının eşi olması sonucu değiştirmez. Bu durumda mahkemece, HUMK’nun 356. maddesi gereğince davacıya tamamlayıcı yemin yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/2121, K. 2009/8621, 22 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama