KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/251 E., 2009/8577 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
618 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davasının yapılan yargılaması alacak sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı şirket yetkilisi .... vekili avukat ... gelmiş davalı tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, davalı avukat ve dava dışı avukat ....’e verilen yetki ve vekaletnamelerle Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2006/167 E. sayılı davanın açıldığını, davada sulh yoluna gidilerek, karşı tarafla protokol imzalandığını, daha önce vekalet ücretinin ödenmiş olmasına ve bu nedenle şirketin de ibra edilmiş olmasına rağmen, davalı avukatın tahsil ettiği 50.000 YTL’nin 35.000 YTL’lik kısmını şirkete havale ile gönderdiğini, 15.000 YTL’lik kısmını ise iade etmediğini ileri sürerek, 15.000 YTL’nin 20.6.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı şirkete vekaleten tahsil edilen 15.000 YTL’nin vekalet ücreti alacağı olarak alıkonulduğunu, bu hususta davacı şirket temsilcisi tarafından imzalanmış olan sözleşme ve belgenin de mevcut olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı avukata vekalet ücretinin ödendiğinin ispat edilemediği, şirket adına tahsil edilen 15.000 YTL’nin de vekalet ücretine mahsuben alıkonulduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı avukatın, davacı müvekkiline vekaleten tahsil ettiği halde, iade etmediği 15.000 YTL’nin ödetilmesi istemine ilişkin olup, az yukarda da özetlendiği gibi, dava konusu tahsilatın davacı müvekkile iade edilmediği uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı şirket, vekalet ücretinin ödendiğini, davalı ise ödenmediğini, söz konusu miktarın da, davacı ile aralarındaki anlaşma gereğince vekalet ücretine mahsuben iade edilmediğini savunduğuna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıya vekalet ücretinin ödenip ödenmediği, bu konuda yapılmış bir sözleşmenin mevcut olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Davacı şirket, davalı avukata yapılan işten dolayı vekalet ücretinin ödendiği konusundaki iddiasını yasal delillerle ispat edememiştir. Davalı ise, davacı şirket yetkilisinin imzasını içeren 25.5.2005 tarihli sözleşme ve 27.10.2004 tarihli belgeye dayanmış, yapılan ... ve tahsilattan dolayı 15.000 YTL vekalet ücreti ödenmesinin kararlaştırıldığını savunmuşsa da, sözü edilen sözleşme ve belgedeki yazı ve imza davacı tarafından kabul edilmemiştir.
25.5.2005 tarihli sözleşme, fotokopi niteliğinde olup, aslı ibraz edilemediğinden davada delil olarak dayanılması mümkün değildir. 27.10.2004 tarihli belgedeki yazı ve imza ise davacı şirket tarafından kabul edilmediğinden, bu konuda inceleme yaptırılması zorunludur.
Bu durumda mahkemece HUMK.nun 308. ve devamı maddeleri gereğince belge altındaki imza ve gerektiğinde yazının davacı şirket temsilcisine ait olup olmadığı konusunda inceleme ve araştırma yapılarak, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gereklidir.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 4467 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 163/1. maddesindeki “Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir...Yazılı olmayan anlaşmalar genel hükümlere göre ispatlanır.” Hükmü ile vekalet ücret sözleşmeleri konusunda daha önce yasada mevcut olan “yazılı geçerlik” şartı kaldırılmış olup, yapılan değişiklikle avukatlık sözleşmelerinin belirli bir şekil şartına bağlı olmaksızın yapılabileceği kabul edilmiş olduğundan, yapılacak inceleme sonucunda belgenin davacı şirket temsilcisi tarafından vekalet ücreti konusunda düzenlendiğinin tespiti halinde,
her iki tarafın imzasını taşımasa da davacı şirketin yetkili temsilcisinin imzasını taşıyan 27.10.2004 tarihli belge gereğince, bu yönde bir sözleme yapıldığı kabul edilerek belge içeriğine göre, aksi durumda ise taraflar arasında vekalet ücret sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda ödenecek vekalet ücreti ile ilgili Avukatlık Kanununun ilgili hükümleri gereğince tespit ve takdir edilecek vekalet ücreti miktarına göre, davalının şirket adına tahsil etmiş olduğu 15.000 YTL’den davacı şirkete iade etmesi gereken bir miktarın bulunup bulunmadığının tespiti ve bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek,
eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/251, K. 2009/8577, 22 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama