KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/2566 E., 2009/8431 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
326 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 1996 yılında yaptıkları anlaşma gereğince kendisine arsa satımının taahhüt edildiğini, bu kapsamda davalıya toplam 202.980.000TL ödeme yaptığını, ancak, tapu devri yapılmadığı gibi ödediği paranın da iade edilmediğini ileri sürerek satışı taahhüt edilen arsanın devrini, mümkün olmazsa arsanın değerinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddini dilemiş, zamanaşımı itirazı kabul görmezse ödenen bedeli yasal faizi ile ödemeyi kabul ettiklerini beyan etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalıdan satın aldığı taşınmazın tapuda devredilmediğini ileri sürerek, dava değerini 1.000 YTL göstermek suretiyle taşınmazın dava tarihindeki değerinin tahsili talebiyle bu davayı açmış, daha sonra 2.5.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 11.136 YTL'ye yükseltilmiştir. Mahkemece, davacının yaptığı ödemelere dava
tarihi esas alınarak ulaştığı değer, denkleştirici adalet ilkesi gereğince bilirkişiye hasaplattırılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak alacağın 1.000 YTL'sine dava tarihinden itibaren, geri kalan kısmına ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, hükmedilen alacağın tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması, HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/2566, K. 2009/8431, 18 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama