KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/3415 E., 2009/8830 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
339 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, davalı hastanede 3.7.2005 tarihinde doğum sırasında küçük Efecan’ın sağ kolunun sakatlandığını, yanlış müdahale sonucu bu sakatlığın meydana geldiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora dayanılarak davalı hastanenin kusuru bulunmadığından bahisle dava reddedilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki ilişki bir vekalet ilişkisidir. Dava özen borcuna aykırılık iddiası ile açılmıştır. Vekil (doktor) işini yaparken bir işçi gibi özen göstermek zorundadır. (BK m. 386-390, 321) Bu nedenle en hafif kusurundan dahi sorumludur. doktor tıbbi açıdan önlemleri eksiksiz biçimde ve gecikmeden belirleyip uygulamalıdır. Tıbbin gerçek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonucu değişmemiş ise doktor sorumlu tutulamaz.
Somut olay incelendiğinde. Davacı ...’in ikinci çocuğunun doğumu için 3.7.2005 tarihinde davalı hastaneye başvurduğu ve doğum sırasında küçük Efecanda sağ kolda doğum felci (obstetrik paralizi) oluştuğu anlaşılmaktadır. Mahkemece adli tıp raporuna dayanılarak hüküm tesis edilmişse de, alınan rapor gerekçe ihtiva etmekten uzak olup, bu rapora dayanılarak hüküm tesis edilemez.
Öyle olunca, mahkemece Davacı ...’in ilk doğumuna ilişkin tüm kayıtlar getirtilerek özellikle ilk doğumun vakumla yapılması nedeniyle bu konunun ikinci doğumda davalı hastane tarafından ne şekilde değerlendirildiği, küçüğün kilosu ve tüm veriler göz önüne alınarak ikinci doğumun sezaryenle yapılmasının gerekip gerekmediği üzerinde durulmalı ve özellikle yapılması gerekenle uygulanan işlem karşılaştırılmak suretiyle davalı hastanenin bir kusuru bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
Bu amaçla tüm deliller toplandıktan üniversitelerin ilgili bilim dallarından seçilecek bilirkişi kurulu vasıtasıyla rapor alınarak davalının kusurlu olup olmadığı saptanmalıdır. Adli Tıp Kurulu’nun yetersiz raporuna dayanılarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup mahkeme kararının bu nedenle bozulması düşüncesinde olduğumuzdan kararın onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/3415, K. 2009/8830, 25 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama