KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/4500 E., 2009/11091 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
266 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının ölen eşi ...'in annesi olduğunu ve müşterek hesaptan 6.747,00 YTL havalenin müteveffa eşi tarafından davalıya yapıldığını, borç olarak gönderilen bu bedelin ödenmediğini ileri sürerek, havale tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte 6.747,00 YTL alacağın tahsiline karar verilmesi istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava karz akdine dayalı alacak isteminden ibarettir. Davacı 29.3.2004 tarihinde banka havalesi ile davalıya ölen eşi tarafından borç para verdiğini ileri sürmüş, davalı ise havalenin bağış olarak kızı tarafından gönderildiğini savunmuştur.
İlke olarak, şayet havale makbuzu üzerinde bir açıklama bulunmadığı takdirde havalenin mevcut bir borca karşılık yapıldığı kabul edilir. Davacının dayandığı havale makbuzunda borç olarak gönderildiği hususunda bir açıklama yoktur. Davacı iddiasını yasal delillerle kanıtlamalıdır. Davacı bu konuda yazılı belge ibraz edemediğine ve dava dilekçesinde “sair tüm deliller” demek suretiyle yemin deliline dayandığına göre, davacıya, bu havale için borç olduğu konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken,aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/4500, K. 2009/11091, 7 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama