KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/4606 E., 2009/6909 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... gelmiş davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ... 13.09.1995 tarihli gayrimenkul satış vaadi Sözleşmesi ile sahibi bulunduğu taşınmazını, davalının hileleri sonucunda sattığını, hile ile imzalatılan sözleşmenin geçerli olmadığını ileri sürerek geçerli olmayan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin iptalini istemiştir.
Davalı, davanın hükmen tescil davasını geciktirmeye matuf olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin iptaline ilişkin bu davadan önce Ümraniye 2.Asliye Hukuk Hakimliği'nin, 2002/965(2007/25) esas sayılı dosyasıyla, 5.11.2001 tarihinde taraflardan Nizamettin tarafından Sebahattin aleyhine satış vaadi sözleşmesine dayanarak tescil davası açılmıştır. Zorunlu tescil davasında davalı olan Sebahattin esasa verdiği 3.11.2003 tarihli cevap dilekçesinde, satış vaadi sözleşmesini kabul etmediğini, davalının bu sözleşmeyi kendisini kandırarak hile ile imzalattırdığını, gerçek bir satış vaadi bulunmadığını öne sürmüştür Satış vaadi sözleşmenin iptali için acılan 2009/4606-6909
davada dayanılan hususlar daha önce tescil davasında da savunma olarak ileri sürülmüştür. Davalının davacı aleyhine açtığı Ümraniye 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/25 esaslı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereğince tescil davasının halen derdest olduğu anlaşılmıştır. Olayda dayanılan hususların o davada mahkemece incelenmesi ve karara bağlanması mümkün olduğundan ayrı bir iptal davası açılmasında hukuki yarar yoktur. Davada hukuki yarar dava şartlarından olduğundan, mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır.
Bu itibarla, açılan satış vaadinin iptali davasının hukuki yarar ve dava şartının bulunmaması nedenleriyle işin esasına girilmeden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/4606, K. 2009/6909, 20 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama