KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/4621 E., 2009/14470 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... ve vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ...'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalıya ait iki adet taşınmazın yakınında bulunan ... şirketinin tesisi için oluşturulmuş olan ... koruma bandının davalının mülkiyet hakkını kısıtladığından ... koruma bandının kaldırılması için gerekli yasal girişimleri yapmak üzere ücret sözleşmesi yapılarak, davalı tarafından verilen vekaletnameye istinaden ... koruma bandının iptali, şirketin faaliyetinin durdurulması ve ruhsatının iptali için idari davalar açtıklarını, insan hakları mahkemesine mürcaatta bulunduklarını, bu aşamada davalının 22.3.2005 tarihli ihtar ile vekalet ilişkisine son verdiğini bildirdiğini ileri sürerek, ücret sözleşmesinin 3/2 madesi gereğince ücretlerinin ödenmesi gerekeceğinden şimdilik 10.000 YTL.nin 22.3.2005 tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, avukatlık ücret sözleşmeleri gereğince ödenecek ücretin muaccel olmadığını, ... koruma bandının kısmen ya da tamamen kaldırılamadığı gibi, taşınmazın 3. Kişilere satışının da gerçekleşmediğini, aslında taşınmazlar üzerinde etkili bir ... koruma bandı bulnmadığının anlaşıldığını bu nedenle gönderilen ihtar ile vekaletin konusuz kaldığından sona erdirildiğini, ortada bir azlin bulunmadığını, kaldı ki bu süreçte davacı avukatların somut bir başarı da elde edemediklerini, ilgisiz davalar açarak özen yükümlülüğüne aykırı davrandıklarını, başlangıçta peşin olarak 60,00 YTL. ücretin de ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ücret sözleşmesinin sona erdiği an itibariyle davacıların başarı şartına bağlı ücret alacağının henüz doğmadığı anlaşıldığından ve bu ücretin ödenmemesi amacıyla azil hakkının kullanıldığı isbatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
2009/4621-14470
Davacı avukatlar ile davalı arasında 1994 yılında imzalandığı açıklanan ücret sözleşmesi ile, davacı avukatların davalıya ait taşınmazlar üzerinde oluşturulmuş bulunan ... koruma bandının kaldırılması yönünde gerekli yasal girişimleri yapma işini yükümlendikleri, avukatlara bu ... karşılığında verilecek ücretin 3. Madde ile iki basamaklı olarak saptandığı , 16.4.2003 tarihli sözleşme ile de avukatların taşınmazların imar planındaki niteliğinin değiştirilmesi yönündeki girişimlerde hukuki danışmanlık ve temsil işlevlerini üstlenecekleri , hukuki danışmanlığın taşınmazın satışı süresince de devam edeceği belirtildikten sonra,
2. Maddesi ile ilk sözleşmenin 3/2 maddesindeki ücret hükümlerinin değiştirilerek, ... koruma bandının tamamen ya da kısmen kaldırılması, ... koruma bandı kalkmaksızın taşınmazın mevcut statüsünü sürdürmesi veya imar planındaki niteliğinin değiştirilmesi hallerinde ne şekilde ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı avukatların idare mahkemeleri nezdinde davalar açıp takip ettikleri ve davalının 22.3.2005 tarihli ihtar ile, ... koruma bandının mevcut olmadığının ortaya çıkması nedeni ile vekaletnamenin konusuz kaldığının bildirildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece, aldırılan bilirkişi raporuna da atıf yapılarak, davalı tarafından gönderilen ihtarın azil niteliğinde olduğu kabul edilmiş, ancak azlin haksız olduğu kabul edilse bile, sözleşmede başarı şartına bağlı olarak ücret kararlaştırıldığı ve bu şartın gerçekleşmediği gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki sözleşme ile ek sözleşme hukuki hizmetin verildiği tarih itibariyle geçerli olup tarafları bağlar. Kaldı ki, Avukatlık Kanunun'nun 174.
Maddesi gereğince avukatın azlinin haksız olduğunun anlaşılması halinde ücretin tamamına hak kazanır.
Dosya kapsamı ile davacı avukatların kusur ve ihmallerinden dolayı azledildiklerine ilişkin bir delil bulunmadığına göre, davacı avukatların azillerinin haksız olduğu kabul edilerek 16.4.2003 tarihli ikinci sözleşme ile öngörülen ücret hükümleri değerlendirilerek, davacı avukatların hakettikleri vekalet ücretinin belirlenmesi ve sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/4621, K. 2009/14470, 10 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama