KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/5269 E., 2009/11669 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı Banka, davalılardan ... ile Banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların da müşterek borçlu müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan takibe ise davalılar tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, % 40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Mesut Özal, davanın reddini dilemiş, diğer davalılar ise davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalıların asıl alacak olan 21.642,89 YTL üzerinden takibe itirazlarının iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa %42,12 oranında temerrüt faizi ve faizin %5’i oranında BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı yasanın amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar.
Tüketici ise mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmış, 10. maddesinde de, “Tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir” hükmü getirilmiştir.
Aynı yasanın 23. maddesinin 1. fıkrasında ise “bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır” hükmüyle kanunun uygulanmasından doğacak ihtilaflara bakacak görevli mahkeme belirtilmiştir.
Dava konusu olayda, davalıların imzalamış oldukları “Genel Kredi Sözleşmesi”nin, Tüketici Kanunu kapsamında bulunup bulunmadığı araştırılmamış, mahkemenin davaya bakmakla görevli olup olmadığı incelenmemiştir.
Davaya konu sözleşmenin, “tüketici kredisi sözleşmesi” olması durumunda görevsizlik kararı verilmesi gerekeceğinden, mahkemece öncelikle davalıların imzalamış oldukları sözleşmenin, tüketici kredisi sözleşmesi olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre, Tüketici Kanunu kapsamında bir sözleşme olduğunun tespiti halinde; dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus gözardı edilerek, davada öncelikle dikkate alınması gerekli olan “görev” hususunda gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmadan işin esası incelenmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/5269, K. 2009/11669, 19 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama