KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/5506 E., 2009/10772 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
TaraFlar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar ... ve ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı ... ile imzalamış oldukları Bireysel kredi sözleşmesini, davalılar ... ve ...'ın da müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçlu ... 'ın ölümü nedeniyle kredi borcunun ödenmemesi üzerine,borçlunun mirasçılarından davalı ... ile birlikte müteselsil kefil olan diğer davalılardan tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 3.312.38 TL'nin 28.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek %23.40 sözleşme değişken temerrüt faizi,106.65 ihtarname masrafı ve %5 BSMV ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, ... ve ... davanın reddini dilemiştir.
Davalı ... duruşmalara katılmamış, davaya cevapda vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne,3.312.38 TL alacağın 28.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek %23.40 temerrüt faiz oranı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen itiraz etmeyen ... 'dan yapılan tahsilat yönünden tahsilde tekerrür de olmamak koşuluyla alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki iki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10.maddesinin 3.fıkrası “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez” düzenlemesini getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, emredici hükümlerin mahkemece re'sen dikkate alınması zorunludur.
Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı banka asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez.
Somut olayda alacaklı, asıl borçlunun yasal mirasçıları ile birlikte kefil olan diğer davalılar hakkında da takipte bulunmuş olup, anılan yasa gereğince kefil olan davalıya ancak asıl borçlunun mirasçılarına karşı yapılan takibin sonuçsuz kalması halinde başvurulabileceğinden ve davacı tarafından bu kurala uyulmadan davalılar aleyhine dava açıldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/5506, K. 2009/10772, 1 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama