KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/5675 E., 2009/9226 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
666 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 1.11.2003-31.10.2004 döneminde ikinci pilot olarak çalışmak üzere sözleşme imzaladıklarını, davalının hiç bir neden göstermeden 4.6.2004 tarihinde istifa ettiğini ileri sürerek, haksız fesih nedeni ile, sözleşmede öngörülen aylık ücreti 409 euro ile uçuş tazminatı 1636 euro toplamı 2045 euro cezai şart alacağı ile, davalının yerine alınan yeni elemana sözleşme sonuna kadar fazladan ödenmek zorunda kalınan 7275 euro , yeni pilota verilen 1122 euro simülatör eğitim ücreti ile davalıya verilen muhtelif eğitim ücretleri toplamı 15.901 eurodan çalıştığı süre oranında indirilerek 2208 euro eğitim tazmitanın fesih tarihinden mevduat fazi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacı şirkette 1.11.2001 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, ingilizce olarak imzalatılan sözleşme ile haksız hükümlerin belirlendiğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, sivil havacılık kurallarına uyulmadığını, azami çalışma saatlerinin aşıldığını, konaklama tesislerinin sözleşmeye uygun tahsis edilmediğini, bu nedenle haklı olarak sözleşmenin feshedildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinden 2045 euro cezai şartın fesih tarihinden döviz faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmenin davalı tarafından tek taraflı feshinin haklı nedenlerle yapılıp yapılmadığı hususunda
2009/5675-9226
toplanmaktadır. Davalının 1.11.2003 ile 31.10.2004 tarihleri arasında pilot olarak hizmet vermesine ilişkin sözleşmenin davalı tarafından 4.6.2004 tarihi itibariyle tek taraflı feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı davaya karşı verdiği cevabında, davacının sözleşmeye aykırı davrandığını, pilota verilmesi gereken teçhizatın verilmediğini, azami uçuş sürelerine uyulmadığını, yurdışı görevlendirmesinin fahiş sürelerle uygulandığını vs. belirtmiş, mahkemece davaılının feshinde bir neden bildirmediği ve haksız olarak sözleşmeyi sonlandırdığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, alınan 26.12.2007 tarihli biirkişi raporunda, sivil havacılık kuralları ile taraflar arasındaki sözleşmenin hükümlerine göre, davacının davalıya uygunsuz şartlarda ikamet ettirdiği, uçuş görev sürelerini ihlal ederek, uçuş görevleri yaptırdığı açıklanmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşme Borçlar kanunu hükümlerine tabi bir sözleşme olup, mevcut uygulamaya , davalı uzun süre ses çıkarmamış ise, sonradan bu hakkın ileri sürülmesi MK. 2. maddesinde belirtilen iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz ve hukuken himaye edilemez. Bu durumda mahkemece, aralarında tecrübeli bir kaptan pilotun da bulunacağı bilirkişi kurulundan tarafların itirazlarını karşılayan rapor alınarak, feshin haklı olup olmadığı irdelenerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Sözleşmenin 3. maddesinde düzenlenen sözleşmenin haklı neden olmaksızın süresinden önce sona erdirilmesinde, pilotun aylık maaşı ve aylık uçuş tazminatına eşdeğer miktarda tazminat ödeneceğine ilişkin hüküm, cezai şart niteliğindedir. Kural olarak sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde taraflar ceza-i şart miktarını tayinde serbesttir. Ancak BK. 161/son maddesi gereğince hakim fahiş olan ceza-i şart miktarını indirmekle yükümlüdür. Hal böyle olunca hakimin BK.
161/son maddesi gereğince ceza-i şartın indirim yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa bunun miktarı konusunda bir değerlendirme yapması gerekir.
Hakim ceza koşulunun fahiş olup olmadığını değerlendirirken, tarafların ekonomik durumları, asil olarak borçlunun ödeme gücü; alacaklının, kendisine asıl borcun ifasındaki yararı ile ceza-i şart ödenmesi halindeki yararı arasında makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılmasından dolayı alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ölçü alınıp ceza-i şart miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak saptanmalıdır.
Hakimin bu kuralları uygularken kullanacağı takdir hakkının Yargıtay denetimine elverişli olması gerekir. Aşırılığın belirlenmesinde ceza-i şart borcun
2009/5675-9226 yerine getirilmesi için davalı üzerinde bir baskı yaptığı da gözetilip böyle bir baskının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde aşırı indirimden kaçınmalıdır. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ceza-i şartın fahiş olup olmadığı, indirim gerekip gerekmediği, fahiş ise ne oranda indirim yapılması gerektiği saptanıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yaılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/5675, K. 2009/9226, 2 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama