KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/6001 E., 2009/12369 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
611 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı-karşı davalı, davalı-karşı davacı ile 21.03.2007 tarihli adi ortaklık sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmeye göre dava dışı ... 'e ait üç adet parselde bulunan taşınmazın satın alınarak üzerinde villa inşaatı yapılması, kendisinin %60, davalı-karşı davacının %40 oranında ortaklık payının olacağı, ortakların projedeki tüm maddi yükümlülüklerden payları oranında sorumlu olacakları, ortağın bu ödemeleri zamanında yapamadığı taktirde aynı oranda ortaklık hissesinin düşeceği hususlarının kararlaştırıldığını, sözleşme uyarınca toplam 2.000.000USD ödeme yaparak taşınmazların tapusunu aldığını, ödemeler için 1.000.000USD kredi çektiğini,
davalı-karşı davacının ise ihtarlara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ortaklığın fiilen bittiğini ileri sürerek,fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla ortaklık sözleşmesinin fesih ve tasfiyesi ile şimdilik uğradığı zararlara karşılık olmak üzere 10.000 YTL tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalı-karşı davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı, birleşen karşı davasında,davacı-karşı davalının taşınmazları satın alırken peşin ödemeden cayması nedeniyle 75.000USD zarar ettiklerini, satıcı ... 'e verilen çeklerde aval veren veya ciranta olarak imzası ve sorumluluğu bulunduğunu, sözleşme gereğince arsasını ipotek verdiğini, mimar olduğu için proje çizimi vs. işleri yaptığını,idareci ortak olan davacı-karşı davalının hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek sözleşmenin feshi ile ortaklığın tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının maddi zararını ispatlayacak delil sunmamış olduğu, davalının da ortaklığa maddi katkısının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 21.03.2007 tarihli taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin feshine ve tasfiyesine,birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, 21.0J.2007 tarihli sözleşme ile dava dışı ...'e ait üç adet parselde bulunan taşınmazın satın alınarak bu taşınmazlar üzerinde satmak üzere konut projesi geliştirilmesi hususunda adi ortaklık kurulduğu, tarafların ortaklığın feshi ile tasfiyesini talep ettikleri dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece adi ortaklık sözleşmesinin feshine ve ortaklığın tasfiyesine karar verilmiştir.
Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K.nun 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538 ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. B.K.nun 535/7. madde ve bendi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmelidir.
BK.nun 538. maddesine göre de tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak-verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır.
Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir.
Dava konusu olayda sözleşmede tasfiye ile ilgili özel bir hüküm bulunmadığından tasfiyenin BK.nun 539. ve devamı maddelerine göre yapılması zorunlu olup, bunun için mahkemece öncelikle yönetici ortak olan davalıdan, kurulduğu tarihten itibaren ortaklığın tüm muhasebesi ile ilgili defterler ve ortaklıkla ilgili tüm belge ve faturaların ibrazı ile ortaklıkla ilgili hesap listesi istenilmeli, ortakların gerek tasfiye şekli gerekse hesap listesi üzerinde uyuştukları ve uyuşamadıkları noktalar saptanmalı, uyuşamadıkları noktalarda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup toplanmalı,
yönetici ortağın hesap listesi vermemesi durumunda hesap vermekten kaçındığı kabul edilmeli, bu durumda mevcut delillere göre hüküm kurulmalıdır. Adi ortaklıkta ortaklardan birinin sermaye koyma borcunu yerine getirmediği, yine harcamalara katılması gerekirken katılmadığı sabit olsa dahi bu hususlar, ortaklığın tasfiyesine engel değil, ancak tasfiye sırasında gözetilmesi gereken durumlar olarak değerlendirilmelidir.
Buna göre az yukarıda izah edilen sıra ve yöntem takip edilerek ve konusunda uzman bilirkişi ya da heyetinden taraf ve yargı denetimine açık rapor da alınarak sonucuna göre tasfiyenin bizzat mahkemece gerçekleştirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/6001, K. 2009/12369, 28 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama