KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/6173 E., 2009/11970 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, davalının kullandığı 13.913,00 TL tutarındaki tüketici kredisini geri ödemediği gibi girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vasisi, ...’in akıl hastası olup, vesayet altında bulunduğunu hukuki ehliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ...’in kısıtlı olduğunu gizleyerek kredi kullanmış olup, TMK 452/2 maddesi gereğince sorumlu olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İ.İ.K’nun 67. maddesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olup, icra takip tarihinde aleyhine takibe girişilen ...’in vesayet altında olduğu dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi, mahkemenin de kabulünde olduğuna göre kısıtlıya tebliğ edilen ödeme emri hukuki sonuç doğurmayacağı bir başka anlatım ile, kesinleşmiş bir icra takibinin bulunmadığı gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi dava, kredi borcunun geri ödenmediği iddiasına dayalı olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, hukuki ehliyeti bulunmayan davalının sorumluluğuna ilişkindir.
TMK. 9. Ve 10.maddeleri gereğince ancak fiil ehliyetine sahip kimseler kendi fiilleriyle hak edinebilirler ve borç altına girebilirler. Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. TMK. 15.maddesinde, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. TMK.
452/2 maddesinde ise vesayet altındaki kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış ise onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olur, düzenlemeleri mevcuttur.
Öte yönden 11.6.1941 tarih 1941/4-21 sayılı içtihadı birleştirme kararının sonuç kısmında mümeyyiz olmayan bir kimse ile hukuki muamelede bulunan diğer akidin, bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması MK.15.nci maddesinin mutlak ve kat'i sarahatı karşısında öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine hukuki hükmün terettüp etmesi için kafi değildir.
Kanun o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetini himaye etmemektedir. Elverirki o tasarrufun hüküm ifade etmesi için, lüzumlu olan temyiz kudreti derecesinin tasarruf zamanında mevcut olmadığı katiyetle sübut bulsun. Bu takdirde kasirin hali hüsnüniyetten ziyade himayeye layık görülür. M.K. metni ve ruhundan başka türlü bir netice çıkarılmasına imkan yoktur.
Yukarıda zikredilen sebeplerden dolayı bir tasarruf zamanında temyiz kudretinden mahrumiyeti tahakkuk eden şahsın o tasarrufu üzerine hüküm terettüp etmeyeceği iddiasının kabulü için bunu dava eden vasiye bundan başka diğer tarafın suiniyetini dahi ispat etmek külfeti tahmil edilemez" denilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve İBK. gereğince, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiili, hukuki sonuç doğurmaz. Bunun istisnası TMK. 2.maddesidir.
Dairemizin 2008/9584-2009/1772 sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Kural böyle olmakla birlikte istisnai hüküm olan TMK nın 452. maddesi hükmünün uygulanması için hukuki ehliyeti bulunmayan kişinin durum ve davranışlarının ayrıntılı bir biçimde incelenmesi zorunludur. Oysa somut olayda davalının paranoid psikoz tanısı ile kısıtlandığı halde olay tarihindeki durumu ve davranışları üzerinde hiç durulmamış araştırılmamıştır.
Böyle olunca, mahkemece, Somut olayda davacının kısıtlanma nedenleri de gözetilerek davacıyı nasıl yanılttığı hususunda araştırma yapılması ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya ayıkırı olup bu nedenlerle hükmün bozulması gerekir. Bu sebeple sayı çoğunluk kararına katılamıyoruz.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/6173, K. 2009/11970, 22 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama