KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/6289 E., 2009/12256 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı üçüncü şahıstan aldığı bonoyu icra takibine koyması ve bu yönde kendisini temsil etmesi için davalı avukatı vekil tayin ettiğini, davalının takibi kesinleştirip, borçlunun taşınmazlarına hacizler koydurduğunu, taşınmazın başkaca malikleri bulunması nedeniyle İcra Hakimliğinden yetki alıp, Sulh Hukuk mahkemesinde izale-i şüyu davası açtığını, açtığı bu davayı takip etmeyerek açılmamış sayılmasına neden olduğunu ve böylece borçludan olan alacağını alma imkanının kalmadığını, şikayeti sonucu davalının Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını ve görevi ihmal suçundan cezalandırıldığını ileri sürerek 30.000 YTL nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya elindeki dosya evrakları 30.8.2003 tarihinde belge ile teslim ettiğini bu tarih itibariyle davasını yenileme imkanının bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, izale-i şüyu davasına konu taşınmazın maliklerinin taşınmazı bir başkasına satmadıkları, açılmamış sayılmasına karar verilen davanın her zaman yeniden açılma imkanının bulunduğu ve davacının verilen kesin süre içerisinde delillerini bildirmediği gerekçe gösterilerek ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı bu davasında davalı avukatın davasını takip etmeyerek zararına neden olduğunu ve bu olay nedeniyle ceza mahkemesinde görevi ihmal suçundan yargılanıp mahkum olduğundan bahisle tazminat isteminde bulunmuş; davalı ise henüz 3 aylık süresi dolmadan davacıya ait tüm dosya ve evrak yazılı belge karşılığında kendisine teslim ettiğini savunmuştur.
Hemen belirtmek gerekir ki davalı avukat yüklendiği işi layıkıyla yerine getirmek zorunda olup, görevini ihmal etmesi sebebiyle oluşan zarardan sorumludur. Ancak bu sorumluluğun kapsamı, davalı avukatın görevini tam olarak layıkıyla yapsaydı dahi üstlendiği işin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ile sınırlıdır. Bir başka deyişle, davalı avukat görevini tam olarak layıkıyla yapsaydı dahi, üstlendiği işin lehe sonuçlanması olanaklı değil ise, davalının sorumluluğundan bahsedilemez.
Bu itibarla öncelikle, davalı avukatın izale-i şüyu davasını devam ettirmesi halinde alacağın tahsilinin sağlanıp sağlanamayacağının ve sonucun değişip değişmeyeceğinin saptanması gerekir. Şayet davalı avukat, izale-i şüyu davasını takip edip diğer işlemleri yapsa dahi alacağın tahsili mümkün değil ise davalının sorumlu olmadığının kabulü gereklidir.
Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek, az yukarıda açıklanan hususlarda gerekli inceleme ve araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/6289, K. 2009/12256, 27 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama