KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/6962 E., 2009/9289 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 17.03.1997 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile müteahhit olan davalıdan arsa sahibi ile yaptığı sözleşmeyle davalıya kalan 3 adet daire satın aldığını, bedelini ödediğini, daha sonra davalı ile 04.03.1998 tarihinde adi şekilde daire alım ve inşaat sözleşmesi yaparak inşaatın teslim süresinin yeniden belirlendiğini, buna göre 01.04.1998 tarihinden itibaren 18 ay içinde tesliminin taahhüt edildiğini, davalının inşaatı yapmadan terk ettiğini, 22.09.2004 tarihli ihtar ile sözleşmenin feshi ve zararının tazminini istediğini,
ancak davalının tazmin etmediğini ileri sürerek sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığı zarara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 60.000YTL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, ıslah dilekçesiyle talebini 135.000YTL’ye yükseltmiştir.
Davalı, arsa sahibinin vefat etmesi üzerine mirasçılar ile görüşmeler yaparken iki adet deprem meydana geldiğini, depremden sonra belediyenin tüm inşaat ruhsatlarını iptal ettiğini, bu nedenle inşaatı süresinde bitiremediğini, daha sonra da arsa sahipleri tarafından inşaat yapım sözleşmesinin feshedildiğini, kusuru olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının elinde olmayan nedenlerle edimini yerine getiremediği,bu nedenle davacının uğradığı zararın, elde edeceği, gerçekleşmesi muhtemel değerler olmayıp davalının elinde tuttuğu kazanım olduğu, davacının daire bedeli olarak verdiği arsanın değeri olan ödeme tarihi itibariyle 15.000YTL nin dava tarihine kadar ulaşacağı değere hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle 73.238,63YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının noterde düzenlenen 17.03.1997 tarihli Gayrimenkul 2009/6962-9289
Satış Vaadi Sözleşmesi ile davalı yükleniciye arsa sahipleri ile yaptığı 29.07.1996 tarihli sözleşme gereğince düşecek dairelerden üç tanesini davalıdan satın aldığı, dairelerin bedeli olarak ...’de bulunan arsasını devrettiği, taraflar arasında düzenlenen 04.03.1998 tarihli harici sözleşme ile de inşaat süresinin 01.04.1998 tarihinden itibaren 18 ay olarak düzenlendiği, davalının arsa sahibi ile yaptığı 29.07.1996 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin 31.08.2000 tarihli ihtarname ile feshedildiği, davalının davaya konu daireleri davacıya teslim etmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davalı 1999 yılında meydana gelen depremler nedeniyle belediyenin inşaat ruhsatını iptal ettiği için inşaatı tamamlayamadığını savunmuştur. Mahkemece meydana gelen depremler sonucu inşaat sektöründe ortaya çıkan fiili ve hukuki engeller nedeniyle davalının edimini yerine getiremediği gerekçesiyle daire bedeli olarak verilen arsanın değerinin dava tarihi itibariyle ulaştığı değer belirlenerek bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme geçerlidir. Belediyenin cevabi yazısıyla inşaat ruhsatının iptal edilmediği bildirilmiştir. Davacı edimini yerine getirdiği halde davalı edimini yerine getirmemiştir.
Bu durumda davacı, akdin ifasının imkansız hale geldiği tarihteki taşınmazların rayiç değerini isteyebilir.Öyle olunca mahkemece, akdin ifasının imkansız hale geldiği tarih belirlenip dava konusu taşınmazların bu tarih itibariyle rayiç değerleri saptanarak oluşacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı, dava dilekçesinde 60.000YTL’nin tahsilini istemiş, 18.10.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 135.000YTL’ye çıkarmıştır. Mahkemece 73.238,63YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir Ancak alacağın 60.000 YTL'sine dava tarihinden itibaren, geri kalan kısmına ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, hükmedilen alacağın tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/6962, K. 2009/9289, 2 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama