KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/7415 E., 2009/13682 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... unvanı ile konfeksiyon işi yapan davalı şirket ile taksitli satış sözleşmesi ve bu sözleşmenin teminatı olarak sözleşmenin eki niteliğinde bir senet düzenlendiğini, bu satış sözleşmesi dayanak alınarak davalı tarafından ilamsız icra takibine başlandığını, icra ve haciz baskısı altında davalıya 1.200,00 YTL ödeme yapıldığını, davalıya mal alımından kaynaklanan bir borcu bulunmadığını, söz konusu senedin, seneler öncesinde mağazadan yapmış ve bedelini ödemiş olduğu alışverişin karşılığında mağazadan “ileride alacağı” malların bedeli olarak,
güven ilkesi nedeni ile bıraktığı bir senet olduğunu, taraflar arasında düzenlenen taksit sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşımadığını, icra takibi ile kendilerinden talep edilen 490,00 YTL tazminatın hukuki dayanağının bulunmadığını, temerrüde de düşürülmediğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti ile ödenen 1.200,00YTL’nin istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taraflar arasında taksitli bir satım sözleşmesi olmadığını, aksine veresiye satım olduğunu, bu satım karşılığında da 1adet bono alındığını, takip dayanağı belgenin üst kısmındaki sözleşme bölümünde taksit yapıldığına dair bir kayıt bulunmadığını, takibin sözleşmeye değil bonoya dayandığını, bedelsizlik iddiasını ileri süren davacının bu iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini, bononun teminat senedi olduğuna dair herhangi bir kayıt içermediğini, bono üzerindeki cezai şart kaydının geçerli olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, Davanın Kabulü ile Ankara 27. İcra Müdürlüğü’nün 2008/8860 sayılı takip dosyası üzerinden yürütülen icra takibi bağlamında davacının bu takipteki borçtan (3.540,75 TL) dolayı davalıya sorumlu ve borçlu olmadığının tespitine, Bu takipten dolayı davacı tarafından davalıya ödenmiş bulunan 1.200,00 TL’nin 2009/7415-13682
davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının ve davalının yasal koşulları gerçekleşmeyen icra tazminatı isteğinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ile taksit sözleşmesi ve bu sözleşmenin teminatı olarak sözleşmenin eki niteliğinde bir senet düzenlendiğini, bu satış sözleşmesi dayanak alınarak davalı tarafından ilamsız icra takibine başlandığını, icra ve haciz baskısı altında davalıya 1.200,00 YTL ödeme yapıldığını, davalıya mal alımından kaynaklanan bir borcu bulunmadığını, söz konusu senedin, seneler öncesinde mağazadan yapmış ve bedelini ödemiş olduğu alışverişin karşılığında mağazadan “ileride alacağı” malların bedeli olarak,
güven ilkesi nedeni ile bıraktığı bir senet olduğunu, taraflar arasında düzenlenen taksit sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşımadığını, icra takibi ile kendilerinden talep edilen 490,00 YTL tazminatın hukuki dayanağının bulunmadığını, temerrüde de düşürülmediğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti ile ödenen 1.200,00YTL’nin istirdadına karar verilmesi istemi ile eldeki davayı açmış,davalı ispat yükünün davacıda olduğundan bahisle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, keşide yeri olmayan senedin adi senet niteliğinde olduğunu, bir mal karşılığı düzenlenip davacıya verildiğini, malın davacıya teslim edildiğini ispat ve bu konuda delil ikame yükünün TMK m. 6 hükmü uyarınca alacak iddiasında bulunan davalıya ait olduğunu, davalı ise yanıt dilekçesinde “alacak münhasıran bonoya dayanmaktadır” beyanında bulunduğunu, davalının dayandığı senedin bono niteliğinde olmaması ve borç doğurucu temel ilişkinin de davalı tarafından kanıtlanmaması olgusu karşısında,
davacının talebinde haklı olduğu sonucuna varıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalının dayandığı senedin imzası inkar edilmeyen adi bir senet olduğu, davacının taksitli satışa ilişkin düzenlendiğini ispatlayamadığı anlaşılmakla borç ikrarı niteliğini taşıyan yazılı belgeye dayanıldığından bunun aksinin davacı tarafından yazılı delil ile ispatlanması gerekir.
Davacı bu konuda yazılı delil ibraz edemediği ancak yemin deliline dayandığı anlaşıldığından davalıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/7415, K. 2009/13682, 23 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama