KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/1492 E., 2010/7111 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı, davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı annesi ile birlikte bir bankanın şubesinde iki ayrı ortak hesap açtırdıklarını, davalının her iki hesaptaki paraları çekerek hesapları kapattığını, hesapların ortak olup eşit hisse paydaş olduklarını belirterek hissesine düşen 39.766 TL’nin hesaplardan çekildiği günden işleyen yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, kendisinin yurt dışında olup biriktirdiği parayı adına açtırdığı hesaplara yatırdığını, paranın rahat kullanılması açısından davacı oğlunu ve diğer dava dışı oğlunu hesaplara dahil ederek müşterek hesaptan para çekilmesini sağladığını, davacının çalışıp kazandığı bir para olmadığını, söz konusu hesaplardaki paranın tümünün kendine ait olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 39.766 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, müşterek hesaplardan davalı tarafından çekilen ve hissesine isabet eden bedelin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, hesaplardaki tüm paranın kendisine ait olduğunu savunmuş, bu hususu tanık beyanı ile ispatlamak istemiştir. Mahkemece, davalının bu istemi sözleşmenin mevcudiyeti nedeniyle kabul görmemiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, müşterek hesap sözleşmesi bankacılık prosedürü için zorunlu bir unsur olup taraflar arasında güvensizliğe dayalı bir sözleşme olarak yorumlanamaz. Kaldı ki, banka cevabi yazısına göre müşterek hesap sözleşmesinin bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, taraflar anne-oğul olup HUMK’nun 293/1 maddesi gereğince tanık dinlenebilir.
Mahkemece taraf tanıkları dinlenip değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2010/1492, K. 2010/7111, 25 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama