KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/1500 E., 2010/8698 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
453 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Maliki olduğu dairesine su aboneliği için davalı idareye başvurduğunu, binayı yapan yüklenici firmanın su aboneliğinden doğan borcu bulunduğunu ileri sürüp kendisini abone yapmadığını ileri sürerek, aboneliğinin tesis edilmesini ve yüklenicinin borcundan dolayı sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya idari yargı yerinde bakılması gerektiğini, sözü edilen binanın ve davacının bağımsız bölümünün iskan ruhsatının bulunmadığını, bu durumda İmar Kanunu'nun 30. ve 31. maddesinde yer alan düzenleme karşısında abonelik yapılmasının mümkün olmadığını, iskan ruhsatı alınır, abonelik koşulları oluşur ise, talebin yerine getirilmesinin mümkün olacağını savunarak davanın reddini dilemiş, yargılama sırasında dava konusu binadaki şantiye aboneliğine ait su borcunun dava dışı yüklenici tarafından ödendiğini ileri sürerek davanın konusuz kaldığını,su borcunun dava tarihinden sonra ödendiğinden vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden davacının sorumlu olduğunu iddia etmiştir.
Mahkemece, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava tarihinde şantiye borcunun mevcut olması karşışısında tarifeler yönetmeliğinin 6/h-30/d maddeleri uyarınca vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden davacının sorumlu olduğuna ilişkin karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının dava Konusu tasınmazın maliki olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı, Şantiye Abonesi olan yüklenicinin su borcunu ödemediğinden abone
2010/1500-8698
yapılmadığı iddiası ile eldeki davayı açmıştır. Davalının su tekelini elinde bulunduran kamu kurumu niteliğinde bulunduğunda duraksama yoktur. Su tekelini elinde bulunduran kamu kurumu olan davalının abonelerle yaptığı abonelik sözleşmesi iltihaki sözleşme niteliğinde olup somut olayda olduğu gibi su tekelini elinde bulunduran kamu kurumu alacagını kendi abonesinden isteyebilir.
Sozlesme yapma tekeli elinde bulunan bu gibı kamu kurumlarının borcu olmayan kişilerle abonelik sözleşmesi yapması zorunludur. Davalı kurumun çıkardığı yönetmelikte aksine bir hüküm bulunması da sonucu değiştirmez. Aksine bir durumun kabulü borcu bulunmayan şahsın, tekeli elinde bulunduran kurumun sözleşme yapmaması nedeniyle mağduriyeti sonucunu doğurur ki bununda kabulü mümkün değildir.
Hal böyle olunca davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunduğundan konusuz kalan dava nedeni ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden dava açılmasına sebebiyet veren davalının sorumlu tutulması gerekirken aksi düşüncelerle davacının sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK. 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2010/1500, K. 2010/8698, 16 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama