KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/3973 E., 2010/11596 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya ait 21 nolu daireyi 29.4.2008 tarihli harici sözleşme ile satın alıp 80.000 TL. Ödeme yaptığını ancak tapu devrinin verilmediğini, ödediği peşinatın da iade edilmediği gibi yapılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, Takip konusu asıl alacağın %40'ı oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (MK.705, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri). O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Mahkemece, davanın kabulüne, asıl alacak üzerinden %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İ.İ.K. Nun 67. Inci maddesinin 2. Fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek
2010/3973-11596
haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde; uyuşmazlık, dava konusu tapulu taşınmazı, davalıdan resmi olmayan sözleşme ile satın alan davacının ödediği bedelin tahsiline ilişkin olup, icra inkar tazminatının yasal koşulları oluşmamıştır. Buna göre icra inkar tazminatı isteminin reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı geriktirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2010/3973, K. 2010/11596, 16 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama