KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/4324 E., 2010/5976 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla
Karar Metni
264 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile aralarında işyeri telefon aboneliği sözleşmesi bulunduğunu, telefon hattına başkaları tarafından girilerek kanuşma yapıldığını, davalı idarenin kusurlu olduğunu ileri sürerek fatura bedelindensorumlu olmadığının tesbitini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı kanun ile değişik 4077 Sayılı TKHK.nun 3. maddesinde kanunun uygulanmasıyla ilgili tanımlar yapılıp, bu arada “bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi” tüketici, olarak tanımlamıştır.
Aynı yasanın 23. maddesinin 1.fıkrasında ise “Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır” hükmüyle Kanunun uygulanmasından doğacak ihtilaflara bakacak görevli mahkeme belirtilmiştir.
Somut olay değerlendirildiğinde, davacı ile davalı arasında işyeri telefon aboneliği sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunduğu, davacının, davalı ile abone sözleşmesi yaptığı dava konusu yerin Ticari işyeri olduğu, anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı, TKHK.da belirtilen “Tüketici” tanımına girmemektedir. Davaya bakmaya genel mahkemeler görevlidir.
Mahkemece genel mahkeme sıfatıyla davaya bakılması gerekirken, tüketici mahkemesi sıfatıyla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2010/4324, K. 2010/5976, 29 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama