KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/9806 E., 2010/11850 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
265 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka , dava dışı Hikmet Yıldırım ile imzalamış oldukları Tüketici kredi sözleşmesini, davalı ... ‘ın da müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefil hakkında başlatılan takibe davalı kefil tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının redine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10.maddesinin 3.fıkrası “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez” düzenlemesini getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, emredici hükümlerin mahkemece re'sen dikkate alınması zorunludur.
Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı banka asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez. Somut olayda alacaklı banka, asıl borçlu ile birlikte kefil olan davalı hakkında da takipte bulunmuş olup, anılan yasa gereğince kefil olan davalıya ancak asıl borçluya karşı yapılan takibin sonuçsuz kalması halinde başvurulabileceğinden ve davacı tarafından bu kurala uyulmadan davalı aleyhine dava açıldığı 2010/9806/11850
anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2010/9806, K. 2010/11850, 22 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama