KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/11370 E., 2011/17204 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
351 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan ikinci el araç satın aldığını, aracın özellikleri hakkında yanıltıcı ilanlar verildiğini, aracın hasarlı ve darbeli olduğunu belirterek gizli ayıp nedeniyle aracın satış bedeli olan 15.300 tl ile ihtarname masrafı 76,00 tl’nin ihtarnamenin gönderildiği tarihten itibaren yasal faizi ile tahsilini, talebin mahkemece kabul edilmemesi halinde bedel indirimi yapılmasını talep etmiştir.
Davalı aracın hasarlı olduğunu bilmediğini, kendisine yöneltilecek bir kusurun bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davaya konu araç hakkında yanıltıcı ilanlar verildiği, aracın hasarlı ve darbeli olduğu, malın ayıplı olduğu, davacının 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4.maddesine göre seçimlik hakkını süresinde kullandığı kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile aracın gerçek satış değeri olan 15.300 tl’nin davalıdan alınarak aracın teslim edileceği tarihten ibaren yasal faizi ile alınmasına, aracın davalıya iadesine karar verilmiş; hüküm, davalı yanca temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece satışa konu araçla ilgili olarak 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. HUMK.nun 76. maddesi gereğince, bir davada maddi vakıaları bildirmek taraflara, bunların hukuki nitelendirilmesini yapmak ise hakime aittir. Bir uyuşmazlıkta 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun uygulanabilmesi için tarafların
2011/11370-17204
aynı yasada tanımı yapılan tüketici, satıcı sıfatına sahip olmaları ve bir tüketici işleminin olması gerekir. Somut olayda davalı satıcının 4077 sayılı Tüketicinin Korunması hakkında kanunun 3.maddesinde tanımı yapılan satıcı sıfatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerine göre çözülemez. Nitekim mahkemece de uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemesi sıfatıyla karar verilmemiş, genel mahkeme sıfatıyla karara bağlanmıştır. Bu durumda uyuşmazlığın Borçlar Kanunu 182.ve devam eden maddelerine göre çözümlenmesi gerekirken 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun hükümleri uygulanarak sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekir.
2-Bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/11370, K. 2011/17204, 24 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama