KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/13087 E., 2011/21150 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
303 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı kredi borçlusuna 4.12.2007 tarihli sözleşme ile kullandırılan tüketici kredisine davalının kefil olduğunu, taksitlerinin ödenmemesi nedeniyle hesabı kat edilerek asıl borçlu ile birlikte icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini bildirerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, asıl borçlunun takip tarihinde ölü olduğunu, kredinin geri ödeme süresi kadar süre ile hayat sigortası yapılması gerekirken bankanın bir yıllık sigorta yaptırmasının bankaya ait bir kusur olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi "Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez." hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup adi yada müteselsil kefil ayrımı yapılmamıştır. Bu hükümle yasa koyucu alacaklının asıl borçluya başvurmadan kefile başvuramayacağını amaçlamıştır. Alacaklı asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Somut olayımızda davalı 4.12.2007 tarihli tüketici kredisi sözleşmesini kefil olarak imzalamıştır.
Davacı banka asıl borçlu hakkında da takip yaptığına göre bu takip semeresiz kalmadan davalı kefile başvurularak icra takibi yapamaz. Bu durumda davacı bankanın davalı kefil yönünden henüz alacağını talep etme hakkı doğmamıştır. Mahkemece, açıklanan bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/13087, K. 2011/21150, 29 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama