KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/13438 E., 2011/20631 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
767 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne karşı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı(karşı davacı) avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Davalı ...’den ... ilçesi ... mahallesi, ... caddesi, ... apartmanı adresinde bulunan taşınmazın üst katını satın almak için anlaştıklarını, davalı ile arasında 08.01.2008 tarihli satış sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme gereği olarak davalı ... taşınmazın mülkiyetini devretme, kendisi ise yazılı sözleşmede belirtildiği gibi taşınmaz bedelinin 10.000 TL’sini peşin kalan 40.000 TL’sini taksitler halinde davalıya ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, ayrıca yapılan satış sözleşmesinde davalı taşınmazın tapudan resmi devir işleminin ancak taksitlerinin tamamı ödendiğinde yapacağını taahhüt ettiğini,
yazılı sözleme yapıldıktan sonra peşin ödenecek olan 10.000TL miktarı ödediğini, 1998 yılı mayıs ayı içerisinde satın aldığı taşınmaza taşındığını ve içinde oturmaya başladığını, diğer taksitler için bankadan konut kredisi talebinde bulunduğunu, bankanın dava konusu taşınmaza kredi verilemeyeceğini, çünkü taşınmazın tapusunun olmadığının bildirildiğini, tapu dairesinden resmi satış işlemi yapılması için davalıya çağrı yaptığını, davalının ise teras katının tapusunun olmadığı için resmi satış işleminin yapılamayacağını söylediğini, bunun üzerine taşınmazı boşalttığını, ödeme yükümlülüğü olan diğer taksitleri de ödemediğini,
davalının devir yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle satış işlemini feshettiklerini belirterek, davalıdan ödedikleri 10.000 TL satış bedelinin iadesine karar verilmesini istemiştir.
2011/13438-20631
Davalı. Davanın reddini dilemiş, Karşı davasında ise.
Davacı ile 28.01.2008 tarihinde aralarında anlaştıklarını, satışın ilk taksidi olan 10.000 TL yi davacı tarafın peşin ödediğini, 25.09.2008 tarihi ile 24.10.2008 tarihinde ödenmesi gereken 20.000 TL den toplam 40.000TL iki taksidini ödemediğini, satmayı taahhüt ettiği dairenin tapudan satış ve devir işlemlerinin yapılabilmesi için herhangi bir engeli bulunmadığını, sözleşmeyi hiçbir haklı neden olmadan feshettiğini, evinde 15.02.2008 tarihinden 24.06.2008 tarihine kadar oturduğunu ve hiçbir kira bedelini ödemediğini,
dört ayı aşkın süre evini hiçbir bedel ödemeden kullanılan davacıdan 1.600 TL kira bedeli karşılığı sayılacak kullanma tazminatının, evi satın alacağım diyerek fazladan yaptırdığı masraf için fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250 TL tadilat masrafının, davacının ödeyeceği paraya güvenerek girdiği inşaat işinde bankadan aldığı kredi için 7135 TL faiz ve masraf olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte toplam 7.500 TL menfi zararın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, davalı, yargılama esnasında ise kira bedeli noktasında davasını 836 TL olarak ıslah etmiştir.
Mahkemece, Davacı(karşı davalı) tarafından açılan davanın KABULÜ ile, Davacı-karşı davalı tarafından davalıya (karşı davacı) ödenen, dava konusu taşınmazın satım bedeli olarak belirlenen miktarın bir bölümüne karşılık gelen 10.000,00 TL 'nin davalı(karşı davacı)dan alınarak davacı (karşı davalı)'ya verilmesine, Davalı(karşılık davacı) tarafından açılan karşılık davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile,
Karşılık davalının dava konusu taşınmazı kullandığı (15.02.2008-24.06.2008 tarihleri arasında) 4 ay 9 günlük kullanma bedeline karşılık gelen 860,00 TL'nin(ıslah 836 TL idi) karşılık davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile davacı(karşılık davalı) dan alınarak davalı(karşılık davacıya) verilmesine, Davalı(karşılık davacı )nın diğer taleplerinin Reddine karar verilmiş, hüküm, davalı-Karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki 2011/13438-20631
faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, Davalı yüklenici ile davacı arasındaki konut satış sözleşmesi bulunduğu, bu durumda davanın 4077 sayılı kanun kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken görevsiz mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/13438, K. 2011/20631, 26 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama