KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/15813 E., 2011/19887 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının icra takibine konu taahhütnamede nakit olarak aldığı 40.000,00 TL borcunu 30.06.2007'de ödeyeceğini belirtmesine rağmen borcunu ödemediğini, bu amaçla hakkında yapılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalıya Tebligat Kanununun 35. maddesi gereği tebligat yapılmış, davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, icra dosyasında asıl alacak 40.000,00 TL üzerinden takibin devamına, işlemiş faiz bakımından 9.260,00 TL için itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun
tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu, alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK. nun 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/15813, K. 2011/19887, 21 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama