KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/15864 E., 2011/20208 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
450 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki gayrimenkul bedelinin istirdatı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının 1/3 oranında hissedar olduğu taşınmazdaki hissesini 22.6.1992 tarihli harici sözleşme ile 250.000.000 TL (250.000 YTL) bedelle satın aldığını, aradan geçen uzun zamana rağmen ferağ verilmediğini, 7.9.2007 tarihli ihtarname ile ferağın verilmesini istediğini, ancak davalının tapuda devir işlemini yapmadığını belirterek ödediği bedelin güncelleştirilerek 10.000 TL.nin tahsilini istemiştir.
Davalı, davada 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, esas itibariylede davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olup, 7.6.1939 tarihli 31-47 sayılı YİBK. gereğince 10 yıllık hak düşürücü zaman geçmiş olması nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen karar, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşmelerin haksız iktisap kuralları gereğince tasfiye edileceği, sebepsiz iktisap davasının iade alacaklısının geçersiz sözleşmenin ifa edilemeyeceğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davacının 5.11.2007 tarihli ihtarname ile sözleşmenin ifa edilmeyeceğini öğrendiğini, dava tarihi itibariyle 1 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddini istemiş, mahkemece de davanın 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2011/15864-20208
Somut uyuşmazlıkta gerek davalının cevap dilekçesinde gerekse mahkeme kararında zamanaşımı ile hak düşürücü süre kavramlarının karıştırıldığı anlaşılmaktadır.
Zamanaşımı; alacağın dava edilebilme vasfını ve zorlu elde edilmesi imkanını kaldıran bir def’idir. Zamanaşımı borcu sona erdiren bir neden değildir. Hak düşürücü süre ise hakkı sona erdiren taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen gözetilen teknik anlamda itirazdır. BK. 60, 66 ve 125.maddelerindeki süreler zamanaşımı süreleridir.
HUMK. 76 ( ) maddesi gereğince olaylar açıklamak taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak mahkemeye aittir. Tarafların nitelendirmesi mahkemeyi bağlamaz. Bu durumda davalı tarafın cevap dilekçesinde zamanaşımını hak düşürücü süre olarak nitelendirmesi ve bir yıllık süreye tabi olduğunu bildirmesi sonucu etkili değildir. Bu nedenle davalının zamanaşımı def’inde bulunduğunun kabulü gerekir.
Mahkemenin kararının gerekçe bölümünde açıklandığı gibi taraflar arasındaki gayrimenkul satışına ilişkin sözleşme resmi şekilde yapılmadığı için geçersizdir. Herkes aldığını iade ile yükümlüdür. 7.6.1939 tarihli YİBK göre dava 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımı başlangıcı ferağdan cayma ve çekinme tarihidir. Diğer bir deyişle satıcının tapuda devir yükümlülüğünü yerine getirmeyeceğinin anlaşıldığı tarihtir.
Somut uyuşmazlıkta davacı 7.9.2007 tarihli ihtarı ile devrin 10 gün içinde yapılmasını istediği, bu ihtarın 10.10.2007 tarihinde tebliğ edildiği gözetildiğinde 21.10.2007 tarihi zamanaşımının başlangıcıdır. Dava tarihi itibariyle de zamanaşımı süresi dolmamıştır. Mahkemece, işin esası incelenmesi ve sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/15864, K. 2011/20208, 22 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama