KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/20084 E., 2012/24350 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Avukat ... ile bir kısım davalılar vekili Avukat ...'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların ölü ...'un eşi muris ...'nin yasal mirasçıları olduğunu, ...'un 1985'te, ...'nin de 1995'te vefat ettiğini, muris ...'nin 15.10.1995 tarihli tarla satış ve zilyetliğin devri senediyle eşinden kendisine intikal eden ve kendisine ait olan, kadastro tespitinde ... parsel numarasını alan taşınmazı kendisine 5.000.000.000 TL(5.000,00 Yeni TL) ya sattığını, satış bedelini nakden ve tamamen aldığını, ... nolu parselin ... adına tespit gördüğünü ve kesinleştiğini, ... mirasçıları hakkında açtığı tapu iptal ve tescil davasının reddedilerek kararın 14.06.2009'da kesinleştiğini, taşınmazın mülkiyeti kendisine devredilmediği gibi,
ödediği satış bedelinin de iade edilmediğini ileri sürerek, satış bedeli olan 5.000,00 TL nın ödeme tarihi 15.10.1995'ten dava tarihine kadar denkleştirici adalet ilkesi gereğince denkleştirilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2011/20084-2012/24350 Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, tapusuz taşınmazlarda mülkiyetin zilyetliğin devriyle gerçekleşmesi sebebiyle bu tür temliklerde muvazaa nedeniyle geçersizlikten söz edilemez ise de, sözleşmenin yorumunda ve özellikle bedel şartının gerçek olup olmadığının tespitinde muvazaanın irdelenmesi gerektiği, murisin yaşı ve düşkünlüğü nedeniyle parayla ilgili işlemlerinin davacı ... tarafından yerine getirildiği, sözleşme tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin 2.348,00 TL olup, sözleşmede yazılı değerin ise bu bedelin neredeyse 2 katı olduğu, dolayısıyla bedeller arasında aşırı bir fark bulunduğu, taşınmazın murisin tüm malvarlığının tamamına yakın olduğu,
tanıklar huzurunda yapılan bir ödeme olmadığı gibi, tanık imzalarının sonradan tamamlandığı muris ...'yle davacı arasındaki satışın, mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, gerçekte ödenen bir bedelin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz dilekçesine ekli “Protokol” başlıklı 12.11.2010 ve 22.02.2011 tarihli belgelerde davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'ın davayı kabul mahiyetinde imzaları bulunduğu anlaşılmaktadır. Yargılama sonucu verilen karar, kesinleşinceye kadar davanın kabulü her zaman mümkündür. Dolayısıyla mahkemece, adı geçen davalılar tarafından imzalandığı belirtilen belgelerdeki imzaların davalıların eli mahsulü olup olmadığı incelenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/20084, K. 2012/24350, 31 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama