KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/20434 E., 2011/21091 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kazancını değerlendirmek amacıyla kardeşlerine ait davalı şirketten 300.000TL bedelle daire satın aldığını,davalı şirket hissedarı olan kardeşlerinin hileli davranışlarla kendisini kandırarak bankadan fazla kredi kullanmak maksadı ile dairenin satış bedelini 450.000 TL olarak göstermeyi ve bu rakam üzerinden bono düzenlemeyi teklif ettiklerini,10.06.2008 vade tarihinden başlamak üzere her biri 22.500 TL bedelli toplam değeri 450.000 TL olan 20 adet bono düzenlendiğini,daire bedeli olan 300.000 TL’nin peşin olarak ödendiği halde kardeşlerine olan güveni nedeni ile bonoları geri istemediğini,aralarındaki başka bir ihtilaf nedeniyle
bonoların tahsile konulduğunu ileri sürerek,dava konusu bonoların 300.000TL’lik kısmının bedelsiz kalması,150.000TL’lik kısmının ise borç ilişkisi olmaksızın hile ile alınmış olmaları nedeniyle iptali ile istirdadını ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, taraflar arasında tüketici işlemi olmayıp ticari nitelikte uyuşmazlık bulunduğu, davanın genel mahkemede görülmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli ve yetkili ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm,davacı tarafından temyiz edilmiştir. 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. 2011/20434-21091
maddesinde “Bu kanun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder.
Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar.
Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi için, yasanın amacı içinde mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında konut satımı hususunda sözleşme yapıldığı ve taraflar arasında 4077 sayılı yasa kapsamında kalan bir hukuki ilişkinin kurulduğu anlaşılmaktadır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.Bu durumda mahkemece işin esasına girilerek taraf delilleri toplanıp değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/20434, K. 2011/21091, 28 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama