KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/21213 E., 2012/5536 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
701 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili 08.12.2006 tarihli dava dilekçesi ile müvekkilinin davalıya taşınmaz alım-satımı yönünde vekalet verdiğini, sonrasında kendisini vekillikten azlettiğini, ancak bu azlin tapuya sehven bildirilmemesi sebebiyle davalının bu süreçte...mevkiinde kain 1098 ada 18 ve 19 parsellerde kayıtlı taşınmazları yüksek bedelle sattığını ve fakat yalnızca 100.000$ ını müvekkiline verdiğini iddia edip taşınmazların satış tarihindeki gerçek değerlerinin bilirkişi marifeti le tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 9.000,00 Tlnin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 06.05.2008 tarihli dilekçe ile bilirkişi incelemesi ile tespit olunan 67.000,00TL üzerinden davayı ıslah etmiştir.
Davalı, davaya konu taşınmazların davacı tarafça verilen vekaletnameye istinaden alındığını, davacının alım bedeline itirazının olmadığını, taşınmazların davacı adına alışı anında üzerlerinde ev bulunmayıp arsa vasfında olduğunu, sonrasında yine davacının talimatı ile 18 nolu parsel üzerindeki 3 katlı binanın inşaatına başladığını, daha henüz bu inşaat tamamlanmamışken davacının talimatı üzerine her iki taşınmazı da sattığını ve bedelini davacıya ödediğini, satış anında 18 parselde bulunan 3 katlı evin eksiklikleri bulunduğu gibi 19 parsel sayılı taşınmaz üzerinde de hiçbir yapının bulunmadığını, 19 parsel üzerindeki yapının daha sonra yeni alıcı tarafından yapıldığını bildirmiştir.
2011/21213-2012/5536
Mahkemece, davalının yukarıda izah edilen itirazlarının süresinde yapılmayıp, savunmanın genişletilmesine de davacı tarafın muvafakatinin bulunmadığı kabul edilerek, “bilirkişi raporu dikkate alınarak, ıslah dilekçesi doğrultusunda davalının davacının vekili sıfatıyla hareket ederek taşınmazları sattığı konusunda anlaşmazlık olmadığından, satış bedelinin bilirkişi raporu ile tespit olunduğundan, davacı tarafın beyan ettiği ödenen miktarın dışında kalan 67.000,00.-YTL nin davacıya ödendiğini ispat yükünün davalıya ait olduğu,
davalının ödemeyi yaptığını ispatlayamadığı anlaşıldığı” gerekçesi ile davanın kabulü ile 9.000,00TL nin dava tarihinden, 58.000,00TL nin ise ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren işleycek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının davalıya adına taşınmaz alım satımı yönünde vekalet verdiği ihtilafsızdır. Davacı açtığı dava ile, vekaletin geri alınmasından ve fakat durumun tapuya bildirilmesinden evvel davalı tarafça satılan ...mevkiinde kain 1098 ada 18 ve 19 parsellerde kayıtlı taşınmazların satış anındaki gerçek bedeli ile kendisine iade edildiğini ikrar ettiği 100.000$ arasındaki farkın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan sonrasında alınan ve hükme dayanak edilen 11.03.2008 havale tarihli bilirkişi raporunda1 parsel üzerinde %100 tamamlanmış 3 katlı betonerme binanın bulunup bahçe düzeninin yapıldığı, halihazırda oturulur durumda olduğu, 19 parsel üzerinde ise tek katlı yığma tarzı yapının bulunup tamamlanmış ve kullanılmakta olduğu belirlenip, 18 parselin üzerindeki yapı ve arsa bedelinin satış anı (12.09.2005) itibari ile 150.000,00TL, 19 parselin ise 50.000,00TL olduğu mütalaa edilmiştir.
Davacı vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile, davalının ödeme anındaki kur değeri ile 100.000$ ın karşılığı olan 133.000,00 TLnin bilirkişilerce tespit olunan değerden mahsubu ile 67.000 ,00 TL nin davalıdan tahsilini istemiş, davalı bilirkişi raporuna yukarıda ayrıntısı izah edildiği üzere, itiraz etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemekle davayı külliyen inkar etmiş sayılır. Somut olayda; davalı bilirkişi raporuna itirazı ile birlikte davanın esası hakkındaki itirazlarını da, inkar olgusunu aşmayacak ve izah edecek şekilde
2011/21213-2012/5536
bildirmiştir. Dava dilekçesinde de, taşınmazların üzerlerindeki yapılarla birlikte satıldığına ilişkin hiçbir iddia bulunmamaktadır. Hal böyle iken; bu itirazın savunmanın genişletilmesi kapsamında kaldığının kabulü mümkün değildir. Dosya içerisindeki 12.09.2005 tarihli satış senedi ve tapu kayıtlarından, davalının her iki taşınmazı da arsa vasfıyla....Taah. İth. İhr. Tic. Ltd.
Şti’e sattığı anlaşıdığı gibi, arsalar üzerinde herhangi bir yapının bulunduğuna ilişkin hiçbir kayıt da bulunmamaktadır. Davalı, 18 parsel üzerindeki yapının satış anında tamamlanmamış olup, 19 parsel üzerinde ise hiçbir yapının bulunmadığını iddia etmiş olduğuna göre, aksi yönde ispat külfeti davacıya düşer.
Bu ilkeler doğrultusunda; davacı taraftan bu hususa ilişkin olarak dayandığı tüm deliller sorulup, yapılacak bilirkişi incelemesi ve delillerin değerlendirilmesini müteakip hüküm kurulması gerekirken, ispat külfeti hakkında yanlış değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/21213, K. 2012/5536, 6 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama