KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/3181 E., 2011/19647 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı-karşı davalı avukatınca duruşmalı davalı -karşı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı karşı davacı vekili avukat ..., davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, davacı şirketin 26.12.2002 tarihinde başlayan kira sözleşmesi ile kum ocağını davalı hazineden kiraladığını, kira bedelinin teminatını teşkil etmek üzerede davacı ...'a ait taşınmaz üzerine davalı lehine ipotek konulduğnuu, 5177 Sayılı Yasa gereği kum ocaklarının 5.6.2004 tarihinde itibaren il özel idarelerine devredildiğini, 10.3.2004 tarihinde ödemesi gereken kira taksitine kadar olan ödemeleri yaptığını, 2. Yıla ait 4. Taksiti (10.3.2004 tarihlli taksit) ödemediğini, davalı idarenin 3. Yıl kira dönemene ait kira bedellerinin ödenmediğinden bahisle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yaptığını, oysaki kendilerinin 3100 TL dışında kira borçlarının bulunmadığını ileri sürerek icra takibinden dolayı 3100 Tl haricinden borçlu olmadıklarının tesbitini istemiştir.
Davalı idare, davacıların 2. Yıl 4. Taksit ile 3. Yıla ait taksitlerinin hiçbirisini ödemediklerini, 5.12.2004 tarihinde davacının ruhsatının iptal edildiğini, bu tarihe kadar olan kira bedelinden sorumlu olduklarını savunarak davanın reddini dilemiş, birleşen davada ise 21.028,56 TL ikra alacağının faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle ve davacının 10.286.78 TL kira borcu bulunduğu gerekçesiyle asıl davadaki menfi tesbit talebinin reddine, birleşen davada ise 10.286,78 TL'nun dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalılardan 10.3.2004 tarihinde ödenmesi gereken 2. Yıl 4. Taksit ile 3. Yıla ilişkin olan ve ödenmediği iddia olunan 10.6.2004, 10.9.2004, 10.12.2004 tarihlerinde ödenmesi gereken kira bedellerini talep ettiği eldeki davanında bu dönemlere ilişkin kira bedellerine ilişkin olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Dosyada alınan ve mahkemeninde hükmüne esas aldığı inşaat mühendisinin 25.11.2009 tarihli raporunda yatırılması gereken kira bedellerinin dönemleri yanılş belirlendiği gibi, soyut bir şekilde davacının 29.915,24 TL ödediği, 10.286,78 TL kira borcu bulunduğu belirtilmiştir.
Bilirkişinin belirleyiş tarzına göre davalının talep etmesi gereken kiraların hangi döneme ilişkin olduğu anlaşılamadığı gibi, davacının hangi dönem kira paralarından sorumlu olup, hangilerinden sorumlu olmadığına dair bir belirlemede bulunmamaktadır. Hal böyle olunca anılan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin olanaksız olduğu kabul edilmelidir.
Mahkemece, konusunda uzman ve hesap işlerinden de anlayan bilirkişinin de aralarında bulunduğu bilirkişi kurulundan, davacının kira sözleşmesi uyarınca hangi dönemlere ilişkin kira borçlarından sorumlu olacağı, bu bağlamda davalının talep edebileceği kira miktarının ne olacağı konusunda taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine uygun gerekçeli ve açıklayıcı rapor alınarak hasıl olacak sonucu uygun karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/3181, K. 2011/19647, 20 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama