KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/3502 E., 2011/10322 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
304 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı idarenin 2002 yılı tahsis bedelini 4 aylık gecikme ile ödediğini belirterek fazla hakları saklı kalmak üzere 6183 s.y.gereğince hesaplanan 19.176,15 TL gecikme zammı alacağının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, bilahare talebini 24.930,03 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 19.176,14 YTL tazminatın dava tarihinden itibaren, 5.753,89 YTL’nin ıslah tarihi olan 14.6.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre 6183 sayılı yasa gereğince hesaplanan gecikme zammı faiz niteliğindedir. Hal böyle olunca BK.nun 104/son maddesi uyarınca faize faiz yürütülmesi mümkün değildir. Mahkemece “Davanın Kabulüne, 19.176,14-YTL tazminatın dava tarihinden itibaren geçerli, yasal faizi ile 5.753,89 YTL nin ıslah tarihi olan 14/06/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm 2011/3502-10322
kurulmakla faize faiz yürütülmesine karar verilmiş olunmaktadır ki, bu durum B.K.nun 104/son maddesinde düzenlenen faize faiz yürütülemez hükmüne aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeni bir yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/3502, K. 2011/10322, 28 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama