KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/6889 E., 2011/20207 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2011
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
1-... 2-... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 3.6.2009 tarih ve 317-225 sayılı hükmün Dairenin 23.12.2010 tarih ve 17635-17970 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde taraflar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşuldu.
KARAR
Davacılar, tapuda 1947 tarih ve 33 sıra nolu ve yine 1946 tarih ve 13 sıra nolu taşınmazları 20.5.1993 ve 20.12.1999 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile satın aldığı halde tapuda devrinin verilmediğini ileri sürerek tapuların iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemiş, bilahare verdiği ıslah dilekçesi ile davasını tazminata dönüştürmüştür.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tescil talebinin reddine, 100.000 TL maddi tazminatın tahsiline ilişkin verilen kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce; özetle, 20.12.1999 tarihli satış vaadinde davalının taraf olmadığı, dolayısı ile davacının akidi olan dava dışı ...'ya yönelebileceği gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuş, bu defa davacılar karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında ve özellikle davalının yerinde görülmeyen tüm karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2-Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi dava resmi şekilde yapılan gayrimenkul satış sözleşmelerine istinaden açılmış tapu iptali ve tescili olmadığı takdirde tazminata ilişkindir. 20.5.1993 tarihli satış vaadi sözleşmesinin doğrudan davacılar ile davalı arasında olduğu, ...
2. Noterliğinin 23.3.1998 tarihli düzenleme şeklindeki Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ise davalı dava dışı ... arasında yapıldığı ...'nın da bu defa aynı taşınmaz ile ilgili haklarını 20.12.1999 tarihli noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davacılara devrettiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle, satış vaadinden doğan hakların aynı şekilde satış vaadi ile devredilmesinin mümkün olup olmadığının ve bunun hukuki durumunun ne olduğunun ortaya konulması gerekir. Satış vaadi sözleşmelerinin taraflarına kişisel hak verdiği tartışmasızdır. Bu niteliği gereği satış vaadinden doğan hakların da üçüncü kişilere devrinin mümkün olduğu kabul
2011/6889-20207
edilmelidir. Yargıtay da satış vaadinden doğan hakkın üçüncü kişiye temlikini geçerli saymaktadır. (Yargıtay 14. H.D. 30.3.2010 T. 2010/1003-3455 sayılı kararı) Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden doğan şahsi hakkın BK. 'nun 162. Maddesi uyarınca, borçlunun rızası aranmaksızın üçüncü bir kişiye devri mümkün ve geçerli olduğundan, alacağı temellük eden kişi de bu hakkı satışı vaad eden malike karşı ileri sürme hakkına sahiptir ve bu nedenle borcun yerine getirilmesini bu kişiden talep ve dava edebilir. (... ... Açıklamalı İçtihatlı Taşınmaz Satış Vaadi Satış Vaadine Dayalı Tapu İptali Tescil El Atmanın Önlenmesi Davaları 2. Baskı Sh. 193) satış vaadine dayalı hakkın tekrar satış vaadine konu yapılmasının temlik işlemi olduğu gözardı edilmemelidir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak, dava dışı ...'nın satış vaadi sözleşmesi ile elde ettiği kişisel hakkını BK.nun 162. Maddesine uygun olarak davacıya devrettiği , davacılarında devraldıkları bu kişisel hakka dayalı bu davayı açtıklarına göre, sözleşmenin davalıdan ifasını veya ifa edilmemesi nedeniyle zararını davalıdan talep etmelerinde bir isabetsizlik yoktur.
Kaldı ki, dava dışı ... dosyaya ibraz edilen noter tasdikli 16.02.2011 tarihli beyanında da, bu davaya muvafakat ettiğini, esasen tüm bu işlemlerde temsilci gibi davrandığını, tüm haklarını temlik ettiğini açıkça bildirmiştir.
Böyle olunca, gerek 1993 ve gerekse 20.12.1999 tarihli sözleşme kapsamı yönünden mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından hükmün onanması gerekirken, dairemizce bozulduğu bu defa yapılan inceleme ile anlaşıldığırdan davacıların bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/6889, K. 2011/20207, 22 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama