KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/7824 E., 2011/14221 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile imzalanan 3.12.2004 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi gereğince, vekil olarak takip ettiği işler nedeniyle ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/297 esas sayılı dosyası üzerinden vekalet ücreti alacağının tahsili için dava açtığını, yargılama sırasında vekalet ücretinin hesaplanması için alınan bilirkişi raporunda, davalı ile aralarında düzenlenen 14.1.2005 tarihli “kısmi tahsilat belgesi” başlıklı makbuzda yazılı olan 7.000 TL’nin, kendisine ödenmiş gibi hesap yapıldığını, oysa ki bu paranın kendisi tarafından davalıya ödendiğini, makbuzun hataen tahsilat belgesi olarak düzenlendiğini ileri sürerek, 14.1.2005 tarihli “kısmi tahsilat belgesi”nin davalıya yapılan ödeme (reddiyat) olarak düzenlendiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, “davalı aleyhine vekalet ücreti alacağı davası açılmış olduğundan, dava konusu makbuzun hata sonucu tahsilat şeklinde düzenlendiği iddiasının ileri sürülmesinde davacının hukuki yararının bulunduğu, ancak davanın BK’nun 31/1. maddesi gereğince, hatanın anlaşıldığı tarih olan belgenin düzenlendiği 24.12.2004 tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, avukatlık ücret sözleşmesi gereğince davacı avukat ile davalı müvekkili arasında imzalanan 14.1.005 tarihli belgenin, Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere dava şartları denilmektedir. Bu şartlar, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için gerekli olan şartlar olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında ve resen gözetilmesi gereklidir. Dava şartlarından birinin bulunmadığı tespit edildiği takdirde, esas hakkında inceleme yapılmaksızın davanın bu nedenle reddedilmesi zorunludur. Bir davada “hukuki yararın varlığı”da, davanın konusuna 2011/7824-14221
Ilişkin dava şartlarından biridir. Dava ile erişilmek istenen amaç, aynı güvenle fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse o konuda dava açılmasında hukuki yarar olmadığı gibi, aynı şekilde görülmekte olan bir davada savunma olarak ileri sürülmesi mümkün olan bir hususun, ayrı bir dava konusu yapılmasında da, korunmaya değer bir hukuki yarar mevcut değildir. Somut olaya bakacak olursak, davacı avukat tarafından daha önce ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/297 esas sayılı dosyası üzerinden vekalet ücreti alacağının tahsili için dava açıldığı, yargılama sırasında 14.1.005 tarihli belgede belirtilen ödemenin hangi tarafça yapıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı, davanın halen derdest olup, davacı tarafından söz konusu belgenin, “davalı müvekkile yapılan bir ödeme belgesi” niteliğinde olduğunun tespiti istemiyle de eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının, taraflar arasında düzenlenen 14.1.2005 tarihli belgede yazılı olan ödeme ile ilgili, ... bu davada tespitini talep ettiği hususu, daha önce açmış olduğu, yukarda sözü edilen vekalet ücretine ilişkin davada ileri sürmesi ve mahkemeden söz konusu uyuşmazlığın, ön mesele olarak çözümlenmesini talep etmesi mümkün olduğundan, bu konuda ayrı bir dava açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır.
Bu nedenle davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerekirken, yazılı şekilde, “bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK.
438/son maddesi uyarınca, sonucu itibari ile doğru olan hükmün gerekçesinin, yukarıda açıklandığı şekliyle değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/7824, K. 2011/14221, 11 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama