Davacı eczane sahibi olduğunu, davalının üç ayrı reçete ile ilaç aldığını, davalının aldığı ilaç bedellerini Sosyal Güvenlik Kurumundan reçetelerin mevzuata aykırı olduğundan bahisle tahsil edemediğini, reçete bedellerinin ödenmesi için icra takibi başlattığını, davalının haksız itiraz ettiğini bildirerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalıya satılıp teslim edilen ilaç bedellerinin tahsiline ilişkindir. Teslim edilen ilaçların ... raporuna bağlı olarak verilmesi gerektiği için SGK tarafından bedellerinin davacıya ödenmediği uyuşmazlık dışıdır.
Her ne kadar mahkemece ilaçların rapora bağlı olması gerektiği halde doğrudan davacı tarafından kuruma fatura edilmesi nedeniyle tüm kusurun davacıda olduğu kabul edilerek dava red edilmiş ise de davalı sözü edilen ilaçları alıp kullanmak suretiyle yararlandığına göre davanın reddi halinde sebebsiz zenginleşeceği ortadadır. Ne var ki, davacının, davalıyı rapor prosedürünü tamamlaması hususunda uyarmadığı için müterafik kusurlu olduğunun kabulü zorunludur.
Öyle olunca mahkemece, tarafların olaydaki kusur ve sorumluluklannın yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına (BOZULMASINA), 30.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.