KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2012/10879 E., 2013/3148 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
366 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 16.2.2009 tarihli vekaletname ile davalı şirketin, Siirt Belediyesinden olan alacaklarının tahsili için toplam 1.625.567,55 TL asıl alacak üzerinden takipler başlattığını, ne var ki söz konusu takipler devam etmekte iken 9.10.2009 tarihinde azledildiğini, haksız azil nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesaplanan 117.232,37 TL akdi ve aynı miktar karşı taraf vekalet ücretine hak kazandığını, oysa ki 8.000,00 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, toplam 226.464,74 TL ücret alacağının, azil tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taraflar arasında, iş bu dava açıldıktan sonra, 18.5.2010 tarihli protokol ile anlaşmaya varıldığını, söz konusu protokole göre, davacının toplam bakiye alacağının 68.500,00 TL olduğu kabul edilip, makbuzlarla ödendiğini, davacıya hiçbir borçları kalmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu gereğince, azlin haksız olduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne, 139.556,92 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte ve daha önce yapılan toplam 93.500,00 TL’lik ödemenin, alacaktan mahsup edilmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, haksız azil nedeniyle vekalet ücreti alacağının tahsilini istemiş, davalı ise, açılan iş bu davadan sonra tarafların sulh olduklarını savunarak, 18.5.2010 tarihli protokolü ibraz etmiştir. Her iki tarafın da imzasını taşıyan ve aslı ibraz edilen söz konusu protokole karşı mahkemece, 20.9.2011 tarihli celsede davacı vekiline beyanlarını sunması için süre verilmiş olmasına, takip eden celsede de talep üzerine, bu hususta verilen sürenin gelecek celseye kadar uzatılmış olmasına rağmen, davacı tarafın protokole karşı diyecekleri sorulmadan ve mahkemece söz konusu protokol değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/10879, K. 2013/3148, 12 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama