KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2012/15611 E., 2013/2604 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas ve birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının oğlu ... ile yapılan 23.7.2007 tarihli sözleşme ile pilot olarak çalışmaya başladığını, kendisine tip eğitimi ile birlikte eğitimler verildiğini, karşılığında davalının da müteselsil kefil olarak imzaladığı 10 yıl çalışmayı yükümlendiği 10.3.2006 tarihli taahhütname imzalandığını, sözleşmenin pilot tarafından 7.5.2008 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, eğitim giderlerinin tahsili için yapılan takibe de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiş, davacı ... tarafından davacı-karşı davalı şirket aleyhine açtığı, 2009/198 esasta görülen cezai şart alacağının tahsili amacıyla yapılan takipten dolayı borçlu olmadığının tesbiti davası ile, eğitim giderlerinin tahsili amacıyla yapılan takipten dolayı borçlu olmadığının tesbiti ve eksik ödenen ücret ve masrafların takas ve mahsubuna yönelik açtığı ve 2009/194 esasta görülen dava, eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, asıl davada, 49.850,66 dolar asıl ve 224,32 dolar işlemiş faiz alacağı üzerinden itirazın iptaline ve takibin devamına, birleşen 2009/194 esas sayılı dosyada; 49.850,66 dolar eğitim gideri ve 224,32 dolar işlemiş faiz alacağı dışında kalan alacak için davacı ...'in borçlu olmadığının tesbitine, birleşen 2009/198 esas sayılı dosyada; 28.166 dolar asıl ve 126,74 dolar işlemiş faize ilişkin cezai şart alacağı dışında davacı ...'ın borçlu olmadığının tesbitine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Mahkeme ilamı davacı şirkete 22.3.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, 15 günlük sürede temyiz edilmemiş, davalıların temyiz dilekçesi 3.5.2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve 17.5.2012 tarihinde temyize cevapta karar temyiz edilmiştir. HUMK.nun 433/2 maddesi gereğince temyize cevapta kararın temyizi için gereken 10 günlük süre geçmiştir. Süresinde verilmeyen davacı şirketin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ...'ın tüm, davacı ...'ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3-Birleşen davaların davacısı ...'in 23.7.2007 tarihinde davacı şirkette pilot olarak göreve başladığı, 7.5.2008 tarihli ihtar ile sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde taraflar ceza-i şart miktarını tayinde serbesttir. Ancak BK. 161/son maddesi gereğince hakim fahiş olan ceza-i şart miktarını indirmekle yükümlüdür. Bu konuda tarafların talepte bulunmasına gerek yoktur. Hal böyle olunca hakimin BK. 161/son maddesi gereğince ceza-i şartın indirim yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa bunun miktarı konusunda bir değerlendirme yapması gerekir.
Hakim ceza koşulunun fahiş olup olmadığını değerlendirirken, tarafların ekonomik durumları, asil olarak borçlunun ödeme gücü; alacaklının, kendisine asıl borcun ifasındaki yararı ile ceza-i şart ödenmesi halindeki yararı arasında makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılmasından dolayı alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ölçü alınıp ceza-i şart miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak saptanmalıdır.
Hakimin bu kuralları uygularken kullanacağı takdir hakkının Yargıtay denetimine elverişli olması gerekir. Aşırılığın belirlenmesinde ceza-i şart borcun yerine getirilmesi için davalı üzerinde bir baskı yaptığı da gözetilip böyle bir baskının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde aşırı indirimden kaçınmalıdır.
Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ceza-i şartın fahiş olup olmadığı, indirim gerekip gerekmediği, fahiş ise ne oranda indirim yapılması gerektiği tartışılıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile, kararlaştırılan ceza-i şart tutarının çalışılan süreye oranlanarak hesaplanması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/15611, K. 2013/2604, 7 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama