KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2012/17556 E., 2012/28200 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının borcu nedeniyle vermiş olduğu 17.500.00 TL bedelli çeki ödememesi üzerine davalı hakkında icra takibine girişildiğini fakat davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, takibe konu çekin ... isimli şahıstan alındığını, bu şahıstan alınan diğer çeke çalıntı olduğu gerekçesiyle el konulduğunu, takibe konu çekin kambiyo vasfının olmadığını, ciro silsilesinin doğru olmadığını, çekin çalıntı olduğunun bankadan öğrenilmesi üzerine işleme konulmayıp takip yapıldığını ve davacıya borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı 17.500.00 TL bedelli 10/05/2008 vade tarihli çeke dayanarak takip yapmış, davalının itirazı üzerine davacı tarafından itirazın iptali davası açılmış ve yapılan yargılama sonucunda itirazın iptaline, alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatının reddine ayrıca takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Davacı çeke dayanarak yasal takip yapmış olup takibe konu çekin vadesi ve miktarı
sabittir. Dava konusu borcun ödeme tarihi belirli olup davalının vade tarihinde mütemerrit olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca İİK 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce icra inkar tazminatına hukmedilebilmesi için borclunun takip sırasında odeme emrine itiraz etmesi, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. Ayrıca alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte yada bilmesi gerekmekte, boylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan bu yasal kurallar ve ilkeler ışığında alacağın likit olduğunun kabulü zorunlu olup, mahkemece asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hukmedilmesi gerekirken, yanlış degerlendirme sonucu istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmistir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/17556, K. 2012/28200, 10 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama