KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2012/25103 E., 2013/2238 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2013
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
351 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka, 15.10.1998 tarihli sözleşme ile davalı ...'a 2.500,00TL tüketici kredisi kullandırıldığını, diğer davalının ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmediği gibi ihtarında sonuç vermediğini ileri sürerek 68.193,47 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., asıl borçlu olarak gösterilen davalının hiçbir zaman kredi kullanmadığını, ... 3. ACM 2006/320 esas sayılı dosyasında bu durumun tespit edildiğini, imzaların asıl borçluya ait olmadığı için asıl borcun doğmadığını, asıl borç doğmadığı için kefil olarak kendisininde sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Davalı ...'e dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalı yargılamaya katılmamış ve dilekçe sunmamıştır.
Mahkemece, banka çalışanlarının dolandırıcılık suçunu işlediklerinin ... 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararı ile sabit olduğu ve dava konusu kredinin ödendiğine dair banka tarafından belge düzenlendiği için davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Somut olayda; davacı banka ile davalılar arasında düzenlenen kredili mevduat hesabı sözleşmesine dayalı olarak davacı bankanın davalılardan alacaklı olduğu ileri sürülerek asıl alacak, işlemiş faiz ve ferileri ile birlikte 68.193,47 TL alacağın davalılardan müteselsilen tahsili istenmektedir. Taraflar arasında 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı yasanın 10.maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri ödeme planı bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık hakkında 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı yasanın 10.maddesinin uygulama olanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davacı banka ile davalılar arasında yasanın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden de söz edilemez. Bu duruma göre, uyuşmazlığın çözümü genel mahkemelerin görevi içerisindedir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir.
Bu hususlar gözetilerek mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/25103, K. 2013/2238, 4 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama