KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2012/3867 E., 2012/8452 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
492 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat, davalı şirketin vekili sıfatıyla dava dışı borçlu şirket aleyhine icra takibini başlattığını, takibin kesinleştiğini ve üzerine düşen edimlerini tümü ile yerine getirdiğini, hacizli malların satışı aşamasında, alacaklı-davalı şirketin satışı bir başka vekili vasıtasıyla düşürdüğünü, maksadın verdiği hizmet bedelinin alınmasını engellemek olduğunu ve vekalet ücretinin ödenmediğini, davalıdan alacağı vekalet ücreti ile karşı taraftan alınacak vekalet ücreti toplamı 15.442,70 TL’nin ödenmesi için davalı şirket aleyhine takip yaptığını ancak itiraz edildiğini bildirerek vaki itirazın iptaline, %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,bozma ilamına uyularak davanın kabulü ile davalının icra takibine vaki itirazının iptaline, takibin 15.442,70 TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiz üzerinden devamına karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, davalı lehine reddedilen icra inkar tazminatı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiş ise de,inkar tazminatının Borçlar Kanunu anlamında bir tazminat olmayıp,borçlunun haksız yere itiraz etmesini önlemek için konulmuş bir müeyyide olduğundan,kabul veya reddi halinde vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk 2012/6867-8452
bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu,şartları oluşmadığından bahisle bu istemin reddedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/3867, K. 2012/8452, 28 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama