KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2012/9672 E., 2012/12975 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
454 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket vekili olarak diğer davalı aleyhine icra takibi yaptığını,ancak davalıların aralarında anlaşarak kendisine vekalet ücreti ödememek için davalı ...'ın açtığı menfi tespit davasında yemin eda edilmek suretiyle bir nevi sulhün tespit edildiğini,icra takibi nedeniyle doğan vekalet ücreti alacağından davalıların sulh yapılmasına dayalı olarak birlikte sorumlu olmaları nedeniyle bu bedelin tahsili için icra takibi yaptığını davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd.Şti vekili vekalet ücretinin ödenmesinden diğer davalının sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Davalı ... cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu itirazın iptali talebinin kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş,hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, icra takibine vaki itirazın iptali ile birlikte icra inkar tazminatına da hükmedilmesini istemiş, mahkemece bu talep reddedilmiştir.İ.İ.K. nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi üzerine alacaklının alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde,hükmedilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, yanlış değerlendirme sonucu davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmemesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK.nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/9672, K. 2012/12975, 21 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama