KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2013/1101 E., 2013/8221 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı ...
TAŞ'nin, murisleri borçlu ...'nın ölümü üzerine mirasçı olarak kendileri aleyhine ilamsız takip yaptığını, kendilerinin alacaklı yana böyle bir borçları olmadığı halde yakınları ...'nın vefatı nedeniyle icra takibine süresinde itiraz etmediklerini ve takibin kesinleştiğini, ...'nın ölümü anında anne ve babanın sağ olması nedeniyle diğer davacı kardeşlerin yasal mirasçı olmadığını, bu nedenle müteveffa ...'nın borçlarından sorumlu olmadığını ve takibin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı anne ve babanın ise ...'nın mirasını ...
2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23/06/2005 tarih, 2004/1169 E. ve 2004/559 K. sayılı kararı ile kayıtsız şartsız reddettiklerini, kararın kesinleşerek nüfus müdürlüğüne tescil edildiğini, sözü geçen takipte borcun sebebi, tarihi, belgesi dahi belirtilmeden fahiş faiz uygulandığını, veraset ilamı çıkartılmadan usul ve yasalara aykırı takip yapıldığını belirterek, borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, davalı alacaklı aleyhine %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar asıl borçlu ...’nın kardeşleri ve anne ve babası olup, ...’nın ölümü üzerine, davalı bankanın kendileri aleyhine haksız ve kötüniyetli takip yaptığını belirterek borçlu olmadıklarının tespiti istemiyle eldeki davayı açmışlardır.
Mahkemece, davacılar ... ve ... yönünden ... 4. İcra Müdürlüğü'nün 2007/15265 E. sayılı takip dosyası nedeniyle, davalılara borçlu olmadığının tespitine, bu davacıların mirası ret ettikleri hususunun nüfus kaydına işlenmemiş olduğundan kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, davacılar ..., ... ve ...'ın takip tarihi itibariyle mirasçı olmadıkları anlaşıldığından, bu davacıların da ... 4. İcra Müdürlüğü'nün 2007/15265 E sayılı takip dosyası nedeniyle, davalılara borçlu olmadığının tespitine, bu davacılar yönünden hesaplanan %40 kötü niyet tazminatı olan 1.606,21 TL'nin de davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile bu davacılara ödenmesine, karar verilmiştir.
İİK.nun 72/5 maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlu hakkındaki takibin haksız olmasının yanı sıra, davalı alacaklının da kötü niyetli olması gerekir. Bir başka deyişle, kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilemeyen davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi olanaklı değildir.
Dava konusu olay değerlendirildiğinde davacılardan anne ve babanın asıl borçlu çocuklarının mirasını reddettikleri tartışmasız olup bu durumda kardeşlerinin mirasçı olabilecekleri nazara alınarak tüm davacılar aleyhine takip yapılmış olması tek başına davalının kötüniyetli olduğunu göstermemektedir. Kaldı ki davalılar ilk celsede davayı kabul ederek, takibin kötüniyetli yapılmadığını belirtmiştir.
Bu durumda mahkemece, kötüniyet tazminatına ilişkin talebin tüm davacılar yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, bir kısım davalılar yönünden bu isteğin kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/1101, K. 2013/8221, 2 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama