KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2013/3922 E., 2013/3113 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kendileri ile davalı idare arasında imzalanan sözleşme süresince 5510 sayılı yasada yapılan değişikliğin davalı tarafından yanlış yorumlandığını ve istihkaklarından haksız kesintiler yapıldığını ileri sürerek 203.800,00 TL'nın kesintilerin yapıldığı tarihten itibaren ticari faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, yapılan kesintilerin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, yapılan kesinti miktarı olan 203.800,00 TL asıl alacak ve kesinti tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faizi 36.268,57 TL'nın toplamı olan 240.068,57 TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki davada istihkaklarından yapılan kesinti miktarına kesinti tarihlerinden itibaren faiz uygulanmasını talep etmiştir. B.K'nun 101/1 maddesi (6098 Sayılı Kanunun 117. maddesi) uyarınca vadesi gelmiş bir borcun (muaccel borcun) borçlusu ancak alacaklının ihtarıyla, bildirimde bulunması ile temerrüde düşer. Dava konusu olayda kesinti tarihleri ancak borcun muaccel hale geldiği, tarihi göstermekte olup, borçlunun temerrüde düşmesi ise ancak ihtarla mümkündür.
Davacı, davadan önce davalıya ihtar çekerek onu temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmediğinden ancak dava tarihinden itibaren faiz isteyebilir. Bu itibarla birikmiş faiz alacağına hükmedilmesi olanaklı değildir. Öte yandan asıl alacak ve birikmiş faiz toplamının dava tarihinden itibaren faizi ile tahsiline hükmedilmiş olmakla faize faizde yürütülmüş olup, bu hususta ayrıca usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek asıl alacak miktarı olan 203.800,00 TL'nın dava tarihindehn itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/3922, K. 2013/3113, 11 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama