KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2013/820 E., 2013/7793 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2013
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, feshettiği konut satış sözleşmesi uyarınca yapmış olduğu toplam 9.550.00 TL ödemenin aralarında organik bağlantı bulunduğu iddia edilen davalı şirketlerden tahsili için başlattığı icra takibine yönelik itirazların iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı...Ltd. Şti, konut satış sözleşmesinin tarafı olmadığını ve davacının kendilerine hangi maksatla yapıldığını bilemedikleri paranın davacıya iade edildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Davalı ...Ltd. Şti, sözleşmenin feshinin yerinde olmadığını ve yapılan ödemelerin cezai şarta mahsup edildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları, mevcut delil durumu ve bilirkişi raporuna göre davanın kabulü ile her iki davalı yönünden itirazın iptaline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ...Ltd. Şti'nin tüm, davacı ve davalı....Ltd. Şti'nin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı ile davalılardan... inşaat Tur. Oto. Özel Okullar Ltd. Şti arasında akdi ilişki bulunmadığı gibi, davalı....Ltd. Şti’nin, konut satışı sözleşmesinin tarafı olan davalı ... İnş. Tur. Oto. Özel Okullar Gıda San. Tic. Ltd.
Şti’ni yükümlülüklerinden kurtarmaya ve zarara uğratmaya yönelik örtülü, kötü niyetli, muvazaalı bir faaliyetinin mevcut olduğunun da kanıtlanamadığı, şirketlerin ortaklık yapıları veya faaliyet alanlarının aynı olmasının farklı tüzel kişiliğe ve mal varlığına sahip şirketleri müştereken sorumlu tutmak için yeterli olmadığı, doktrinde “tüzel kişilik perdesinin kaldırılması” şeklinde ifade olunan müessesenin koşullarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından adı geçen davalının bu yöndeki temyiz talebi yerindedir.
Mahkemenin aksi düşüncelerle bu davalıyı da sorumlu tutmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, davalı- borçlu aleyhine icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve davacı-alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir.
İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin rededilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/820, K. 2013/7793, 28 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama