KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2013/9819 E., 2013/13978 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka, davalılarla arasında imzalanan Bankacılık Hizmetleri/Kredi Kartı Üyelik ve ...
Sözleşmesi hükümleri gereğince davalı ...’a kredi kartı kullandırıldığını, borçlunun ödemeleri geciktirmesi üzerine banka tarafından davalı borçlunun borçlarının kat edildiğini, borçlu/davalılara Beyoğlu 48. Noterliğinin 14.04.2010 tarih ve 91089 yevmiye ile Gördes Noterliğinin 12.01.2010 tarih ve 00087 yevmiye nolu ihtarnamelerinin tebliğ edildiğini, buna rağmen borçluların borçlarını ödemediğini, bunun üzerine borçlular hakkında icra takibine geçildiğini, davalıların borca itiraz ettiklerini, takibin durduğunu, davalı ve kefilinin imzalamış oldukları Bankacılık Hizmetleri/Kredi Kartı üyelik sözleşmesi ve ...
Sözleşmesi hükümleri gereğince borcun sabit olduğunu, tüm bu nedenlerle alacaklarının tespiti ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, dava konusu alacağın 3. şahıs tarafından ödenmesi nedeniyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davalı kefil ... tarafından temyiz edilmiştir.
4822 Sayılı Kanun ile değişik 4077 Sayılı Kanun’un 10.maddesinin, 3.fıkrasının, son cümlesi, "Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez." hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup adi yada müteselsil kefil ayrımı yapılmamıştır. Emredici hükümlerin mahkemece re'sen dikkate
2013/9819 - 2013/13978
alınması zorunludur. Alacaklı asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir.
Somut olayda, davacı banka, asıl borçlu ve kefil olan davalılar aleyhine birlikte icra takibi yapmıştır. Anılan kanun maddesi gereğince, davacı bankanın davalı kefilden henüz alacağını talep etme hakkı yasal olarak doğmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle mahkemece, davalı kefilin takibe yaptığı itirazın haklı olduğu dikkate alınarak davacının açmış olduğu itirazın iptali davasının davalı kefil yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/9819, K. 2013/13978, 28 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama