KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2014/11219 E., 2015/1264 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2015
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların eşi ve kayınpederi olduğunu, evlenirken her iki tarafın ve şahitlerin huzurunda mehir senedi imzalandığını, 440 gr 22 ayar altının verilmediğini, bu nedenlerle altınların aynen teslimini veya dava tarihindeki bedelinin en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 440 gr 22 ayar altının aynen olmazsa dava tarihi itibariyle değeri olan 42.077,20 TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalılar ile birlikte imzalanan mehir senedine dayalı olarak kendisine teslim edilmeyen 440 gr altının aynen veya parasal değerinin tahsilini istemiş, davalı ise söz konusu senedi imzalamaya mecbur kaldıklarından bahisle ve bağıştan rücu şartlarının oluştuğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile altın bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de taraflar arasında imzalanan mehir senedine göre davalıların bu borçtan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu gözönüne alınarak bu şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeni bir yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMK.'un 370. maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/11219, K. 2015/1264, 26 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama